‘Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği’ kategorisi yazıları

24
Nisan

Sığırlarda Sulama

Yazan: admin  |  Kategori: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği  |  Okunma:

4. Sığırlarda Sulama
Sığırlarda su eksikliği diğer besin maddelerinin eksikliğine göre daha kısa sürede ve daha şiddetli olarak ortaya çıkar ve hayvanlar bu durumdan önemli ölçüde zarar görürler. Çiftlik hayvanları içinde sağmal inekler vücut büyüklüğüne göre su gereksinimi en fazla olan hayvanlardır. Çünkü sütün yaklaşık %85-87 kadarı sudan meydana gelmektedir. Öte yandan su sığır vücudunun %60-74 kadarlık kısmını oluşturmaktadır.

Sığırların günlük su gereksinimleri hava sıcaklığı, tüketilen yemlerin nitelik ve niceliği, hayvanın fizyolojik durumu gibi birçok etmene bağlıdır. Ancak hesaplamalarda değişik yaş ve cinsiyetteki sığırlar için aşağıdaki çizelgedeki değerler kullanılabilir.

Çizelge: Süt tipi sığırlarda günlük su tüketimi. x

Yaş ( Hafta ) Canlı ağırlık xx Kondisyon Su tüketimi xx ( Litre )
4 51 Gelişme 5,0-5,7
8 69 Gelişme 6,0-7,6
12 93 Gelişme 8,7-9,5
16 119 Gelişme 11,7-13,0
20 148 Gelişme 15,0-17,0
26 189 Gelişme 17,1-22,7
60 354 Gelişme 22,7-30,3
84 464 Gebe 30,3-37,8
1-2 Yaş 454-545 Beside 30,3-34,1
2-8 Yaş 545-726 Laktasyonda 37,8-94,6
2-8 Yaş 545-726 Merada 17,0-34,1

Yukarıda verilen tablonun akılda tutulması oldukça güçtür. Bu nedenle pratik olarak 1 yaşına kadar sığırların günlük su gereksinimi canlı ağırlığının yaklaşık %10’u kadardır denilebilir. Bir yaşından büyük sığırlarda bu oran %6-8 kadardır. Ancak laktasyondaki inekler için bu orana göre bulunan rakama ineği günde verdiği su miktarı kadar bir ekleme yapmak gerekir.

Örneğin 600 kg canlı ağırlıktaki ve günde 30 litre süt veren bir ineğin günlük su gereksinimi: ( 600 x 0.08 ) + 30= 78 lt dir.

Sığırların önünde her zaman tüketime hazır su bulunmasından büyük yarar vardır. Böyle bir uygulama hayvanlardan en yüksek verimi elde edebilmenin yanı sıra sulama için harcanacak zamanı da en aza indirir. Ülkemizdeki kapalı bağlı ahırların pek çoğunda bu olanak bulunmamaktadır. Bu ahırlarda sulama suyu genellikle günde iki defa yemliğin içine salınmak suretiyle verilmektedir. Az sayıda hayvanı olan bazı işletmelerde ise su kova ile hayvanın yanına getirilmekte veya hayvanlar tek tek çözülerek küçük bir havuzdan sulanmaktadır.

Yemliğe su alınmasının çeşitli sakıncaları vardır. Bunlar;

1) Yemliğin içi ne kadar iyi süpürülürse süpürülsün suyla birlikte bir miktar ince yemler ( bunların yeme karıştırılmış olan vitamin-mineral katkıları olması ihtimali fazladır ) akıp gitmektedir.
2) Suyun iyi drene edilmediği koşullarda sulamadan sonra yemliklerle konan yemlerin yer yer fazla ıslanması sonucu bozulma olasılığı vardır.
3) Ek işgücü gereksinimi vardır.
4) Özellikle sıcak havalarda yem tüketimine karşı isteksizlik görülebilir. Bunun sonucu olarak da verimde gerileme ortaya çıkar.

Serbest sistem ahırlarda sulamanın otomatik hale getirilmesi kolaydır ve büyük masrafı gerektirmez. Bu amaçla ahırın uygun yerlerine ( çoğu kez duvar içlerine ) bir veya birkaç su yalağı yapmak ve su düzeyini bir rezervuar şamandırası ile denetime almak olanaklıdır.

Kapalı bağlı ahırlarda uygulanan otomatik suluk düzenekleri ise basınçlı şebeke suyuna doğrudan bağlı sistemler olabileceği gibi bileşik kaplar kuralına göre çalışan sistemlerde olabilir.

Bu iki sistem birbiriyle çeşitli yönlerden karşılaştırılacak olursa şu yarar ve sakıncalar görülür.

1) Sistem A nın ilk kuruluş masrafı sistem B den oldukça yüksektir.
2) Sistem A nın nitelikli malzemeden üretilmediği veya üretimde titizlik gösterilmediği takdirde sıklıkla arıza yapar ( kırılmalar, paslanma, sibobun suyu tam olarak kesmemesi veya hayvan su içerken yeterli debide su geçirmemesi gibi ). Bunların sonucu olarak yemliklerin içi suyla dolabilir veya akan su hayvanın yatacağı yeri ıslatabilir. Her iki halde de ekonomik kayıp söz konusu olduğundan bu konu sistem A nın en önemli sakıncasıdır.

Sistem A su basıncının düşmesinden daha çok etkilenir. Buna karşılık sistem B basınç düşmelerini daha kolay tolere edebilir. Böyle bir durum söz konusu ise sistem B nin sabit seviye kabının alanının geniş tutulmasında yarar vardır.

Sistem B nin içine yem parçaları düşmesi sonucu kirlenmesi ve bu yolla bir miktar yemin zayi olması sakıncası vardır. Bu nedenle 1-4 hafta aralıklarla temizlenmesi gerekir.

Sistem B de ana borunun eni az 1² tercihen 1 1/4² çapta olması suluğa giriş borularının ise 3/4² veya 1² olmasında yarar vardır. Ayrıca ana boruya 6.5 metre de bir veya yaklaşık 10 de metre bir kalorifer rekoru takılmasında yarar vardır. Böylece ana borunun herhangi bir nedenle tıkanması durumunda bu rekorlar sökülerek bradan klavuz sokmak veya basınçlı su vermek suretiyle tıkanıklık giderilebilir.

Sisitem B nin iç yüzeyi su sızdırmaz çimento ile çok iyi şaplanmalıdır. Aynı zamanda giriş borularının sulukla birleşme yerleri de sızdırmaz nitelikte olmalıdır.

Sistem B nin en önemli sakıncalarından biri de bazı hayvanların dilleri vasıtasıyla suyla oynamaları sonucunda yemliklerin içini su doldurmalarıdır. Bu durum, suluk dizaynının uygun tarzda yapılması veya böyle hayvanların ( bir besi denemesinde %2-3 kadar oldukları gözlenmiştir ) yerlerinin değiştirilmesi hatta sürüden uzaklaştırılması suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir.
büyükbaş hayvan yetiştiriciliği – buyukbas-hayvan-yetistiriciligi

büyükbaş,hayvan,,yetiştiricileri – buyukbashayvanyetistiricileri

BÜYÜK BAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ – buyuk-bas-hayvan-yetistiriciligi

büyükbaş hayvan barınakları – buyukbas-hayvan-barinaklari

resimlerle hayvan yetiştiriciliği – resimlerle-hayvan-yetistiriciligi

büyük baş hayvan çiflik resimleri – buyuk-bas-hayvan-ciflik-resimleri

büyük baş hayvan çiftik resimleri – buyuk-bas-hayvan-ciftik-resimleri

büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği bölümü – buyukbas-ve-kucukbas-hayvan-yetistiriciligi-bolumu

büyükbaş hayvancılık yetiştiriciliği – buyukbas-hayvancilik-yetistiriciligi

büyükbaş hayvan barınağı – buyukbas-hayvan-barinagi

BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA BİLGİ – buyukbas-ve-kucukbas-hayvan-yetistiriciligi-hakkinda-bilgi

buyuk bas hayvan barınak resımler – buyuk-bas-hayvan-barinak-resimler

buyuk baş hayvan çiftlik fotoları – buyuk-bas-hayvan-ciftlik-fotolari

cache:EA0g75KtRVoJ:www.hayvanlarim.org/hayvan/buyukbas-hayvan-yetistiriciligi/ büyükbaş hayvan yetiştiriciliği – cacheeagktrvojwwwhayvanlarimcomhayvanbuyukbashayvanyetistiriciligi-buyukbas-hayvan-yetistiriciligi

büyükbaş hayvan barınakları görüntüleri – buyukbas-hayvan-barinaklari-goruntuleri

24
Nisan

SığırLarda BarınakLar

Yazan: admin  |  Kategori: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği  |  Okunma:

5. Sığır Barınakları

5.1. Sığır Barınakları hakkında Genel Bilgiler

Bir hayvancılık işletmesinde, hayvanların barındırıldıkları alanlara barınak adı verilir. Sığır barınakları ahır olarak isimlendirilir.
İşletmeler büyüdükçe ve üretim entansifleştikçe barınak sistemi artar. Bu nedenle bir işletmede uygulanacak sisteme karar vermede sadece hayvanların çevre istekleri yeterli olmaz. Bunun yanında hem kuruluş, hem de işletme aşamasındaki maliyetleri dikkate almak gerekir.
İster yeni yapılsın isterse mevcut bir yapının yeniden düzenlenmesiyle elde edilecek olsun sığır barınaklarında (ahırlarda) aranacak genel özellikler şunlardır.
Barınaklar:
1) Hayvanları ve çalışanları kötü hava koşullarından korumalı,
2) Hayvanların yaralanmalarına yol açmamalı, aksine hareketlerini kolaylaştırmalı,
3) Hayvanlar yem ve su gereksinimlerini karşılayabilmeli
4) Sığırların yönetilmelerinde kolaylıklar sağlanmalı
5) Çeşitli yaş gruplarından hayvanların ihtiyaçlarına cevap verebilmeli.
6) Sağımın düzgün, temiz ve kolay yapılabilmesine imkan vermeli
7) Yem depolama ve gübre biriktirme imkanlarına sahip olmalı
8) İşgücü gereksinimini en aza indirmeli,
9) Yörede bol ve ucuz bulunan malzemeleri kullanarak ve düşük maliyetle inşa edilebilmelidir.
Bir süt sığırcılığı işletmesinin ihtiyaç duyduğu binalar ve bunların büyüklüklerini belirleme yanında önemli bir iş de bunların uygun yerleşimidir. Binalar yerleştirilirken genel yerleşim planı ve iş akışı ile binaların çevreye uyumu da göz önünde tutulmalıdır. Örneğin işletmenin zamanla büyütebileceği dikkate alınarak gelişim alanı başta düşünülmelidir. Ayrıca ahır dikkate alınarak gelişim alanı baştan düşünülmelidir. Ayrıca ahır ile gübrelik, yemlik ve sağım yeri gibi diğer bütünleyici ünitelerin konumları iş gücünü verimli kullanacak şekilde belirlenmelidir. İşletme yapılarının tümü ile genel yerleşim alanı arasında bunların birbirlerine zarar vermeleri veya gelişmelerini önlemelerine yol açacak bir etkileşime izin verilmemelidir.

a) Sığır barınaklarında yer seçimi:Yetiştirici büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için barınak yapaksa ilk bilmesi gereken konu ahırın nereye yapılacağıdır. Tesislerin kurulacağı arazinin hafif eğimli ve toprağın geçirgen olması oldukça önemlidir. İmkan var ise eğim cephesi güneye bakmalıdır. İşletme artıklarının yerleşim bölgelerinin yakınında olmamasına ve bölge hakim rüzgarlarının yönü dikkate alınarak tesislerdeki kokunun insanları rahatsıs etmemesine özen gösterilmelidir.
b) Barınaklarda Temel: Sağlam toprağın üzerine taş veya diğer inşaat malzemeleri ile barınağın temeli atılır. Temel derinliği sıcak yerlerde 30 cm, soğuk yerlerde 60 cm olmalıdır. Temel rutubete karşı tecrit maddesi ile korunursa çok iyi olur.
c) Barınaklarda Zemin: En iyi zemin tuğla ile yapılır. Bu amaç için hazırlanmış tuğlalarla çok sağlam bir zemin yapılır. Taş veya beton zemin oldukça iyidir.Taş zeminler soğuk tutar temizliği zor olur. Beton kullanılırsa önce taş döşemeli, arlarını çakıl ile doldurulup, üzerine kömür cürufu döküp iyice dövdükten sonra yüksek dozajlı betonu dökmelidir. Beton zeminde hayvanlar kayıp düşmesin diye üzerine oluklar açmayı unutmayalım. Ahırın uzunlamasına yani idrar kanalının gübre çukuruna doğru eğimi %1 olmalıdır. Durakların gübrelik ve idrar kanalına doğru eğimi %1-2 arasında olmalıdır.
d) Barınak duvarları: Duvar yapımı için tuğla, briket, betonarme, kerpiç gibi inşaat malzemeleri uygundur. Duvarların iç ve istenirse dış yüzü sıvanmalıdır. Tesis kurulacak yer 1. ve 2. Derece deprem bölgesinde ise inşaatın sağlamlığı için ne yapılması gerektiği uzmanlardan öğrenilmelidir.
e) Ahırın Yüksekliği-Çatı-Tavan: Ahırların tabandan saçaklara kadar yüksekliği tesisin bulunduğu bölgenin iklimi ve ahırdaki hayvan miktarına göre değişmekle birlikte 3-3,5 metre arasında olmalıdır. Çatı için sıcağını dışarıya dışın soğuğunu içe geçirmemelidir. Yağmur suları içeriye akmamalıdır. Doğal havalandırmamayı sağlamak için 22-25 cm lik bir çatı eğimi olmalıdır. Ahırın tavan veya çatısının naylon, ziftli bez gibi gaz geçirmeyen maddelerden kaplanması kiremit altına bu maddelerden döşenmesi havalandırma açısından çok sakıncalıdır.
f) Ahırın Kapı, Pencere Ve Bacaları İle İlgili Bilgiler: Kapılar ahşap ve metal olabilirler. Şayet kapılar büyük ise metal olması daha iyi olur. Ahırın büyüklüğüne uygun olması gerekmektedir. Kapıların kenarları keskin köşeli olmamalıdır.
Pencereler hayvanlar için gerekli olan ışık ve havayı sağlamaktadırlar. Ahırda pencere hesaplaması ahırın büyüklüğüne göre hesaplanmaktadır. Ahırdaki pencere alanı ahırın taban alanının yirmide birinden az olmamalıdır. Örnek verecek olursak 200 m²’lik bir ahırımız varsa ihtiyaç duyulan pencere alanı 10 m² hesaplanmalıdır. Pencereler vasistaslı olmalıdır. Yani çerçeve alttan menteşe ile kasaya bağlı, üstten içeriye doğru açılacak şekilde olmalıdır. Pencereler ahşap ve metalden alabileceği gibi plastikten de olabilir Pencereler hayvanların omuz yüksekliğinden en az 40-50 cm yüksekliğinde olmalıdır. Yani içeriye giren hava hayvanlar üzerinde cereyan oluşturmamalı ve dışarıya doğru olan hava akımını engellememelidir.
Ahırda biriken kirli hava havalandırma bacalarından dışarıya çıkar. Baca olmassa ahır havalanamaz. İnşaat esnasında havalandırma bacaları konulmamışsa yaklaşık 5 m de bir ve mahya açıklığının sağ ve solunda olacak şekilde çatının en yüksek yerine boyutları 25 x 25 cm az olmayacak şekilde bacalar yapılmalıdır. Bacaların üzerine yağan yağmur ve kar sularının akmaması için uygun malzemeden şapka yapılmalıdır. Birden fazla bacanın gerektiği hallerde baca kesit ve yüksekliklerinin aynı olması gereklidir. Baca etkili yüksekliğinin yeterli bir havalandırma için en az 4 metre olması gereklidir. 100m² bina taban alanı için en az bir adet baca hesaplanmalıdır. Bacanın iyi çalışabilmesi için izole malzemelerle kaplanması, çatı mahyasından itibaren baca yüksekliğinin en az 60 cm olması ve baca ucunun 15-2 cm kadar tavandan içeri girmesi gereklidir.
g) Gübre Çukuru
Gübre çukurunun boyutları hesaplanırken 500 kg canlı ağırlığında bir hayvan ortalama yılda (500 x 0,08 x 365) 14,6 ton civarında gübre ürettiği ve gübre çukurunun yılda kaç kez boşaltılabileceği gibi unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır.
5.2. Üretim Yönlerine Göre Sığır Barınaklarını Planlarken

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
5.2.1. Süt Sığırı Barınakları

Süt sığırı barınaklarını planlarken;

  • Hayvanlar için en uygun çevre koşullarını sağlayabilmeli,
  • Maliyeti olabildiğince düşük olmalı,
  • Ahırımızı zamanla büyütebileceğimizi düşünerek yapmalıyız,
  • Ahırımızın çeşitli yaş gruplarından hayvanları barındırabilecek bölümleri olmalı,
  • Ahırda çalışanlar hem kolay ve zahmetsiz çalışabilmeli, hem de ahırımızın sağlık ve korunma koşulları iyi olmalıdır.

Süt sığırları için yapılacak barınaklarda süt sığırlarının çevre istekleride göz önünde tutulmalıdır. Genel olarak;
Sığırlar -18°C ile +24 °C arasındaki sıcaklığa adapte olabilirler. İnekler için en uygun ortam sıcaklığı 10-15 °C’ dir.
Ahırdaki nem oranının ise %60-80 arasında olması istenir.
Barınaklarda havalandırmanın da öneminden daha önceki konularda bahsetmiştik. Sağmal bir inek için saate 50 m³, bir buzağı için saate 10 m³ civarında havalandırma sağlanmalı, hayvan başına 20 m³ temiz hava ortamda bulundurulmalıdır.
Çalışanların işlerini kolaylaştırmak ve hayvanları daha kolay kontrol etmek için ise geceleri aydınlatma yapmak gerekmektedir. Aydınlatmada mümkünse floresan lambalar kullanılmalıdır. Her bir m² zemin alanı için 2,5 watt varise sağım ünitesinde her bir m² zemin alanı için 10 watt’ lık ışık kaynağı kullanılmalıdır.
5.2.2. Besi Sığırı Barınakları

Ülkemizde bağlı duraklı ahır sistemi değişik şekillerde yaygın olarak besi içersinde kullanılmaktadır.
Türkiye’ de besiciliğe yeni başlayacak olan kişi ve kuruluşların sermayesinin büyük bir bölümünü kapalı ahır yapmak için tüketmesine gerek yoktur. Ahır olarak yağmur, rüzgar ve kardan hayvanları koruyacak barınaklar yeterlidir. Genelde güney cephesi açık, yanları ve kuzey cepheleri duvarlarla bölge hakim rüzgarlarına karşı kapatılmış, üstü sundurmalı tesisler besi için yeterlidir. Besi hayvanları soğuğa karşı dayanıklıdır. Soğuk aylarda hayvanlara verilecek yemlere melas gibi yüksek enerjili maddeler katılmak suretiyle soğuğun olumsuz etkisi ortadan kaldırılmış olur.
5.3. Taban Düzenlerine Göre Sığır Barınakları

5.3.1. Bağlı Duraklı Ahırlar

Hayvanların yem su ihtiyaçlarının karşılanması ve çoğu işletmelerde süt sağım işleri kendileri için ayrılmış duraklarda olur. Bu sistemde ineklerin bakım işleri kolay yapılır. Sığırlar kolay kontrol edilir.
- Bağlı Duraklı Ahırlarda Durak Unsurları Nasıl Olmalı
Durak genişliği 110-120 cm, durak uzunluğu 170cm olmalı.
Yemliklerin ön kenar yüksekliği 30-35 cm kalınlığı 10-12 cm civarında olmalı yani hayvan yattığı yerden yemini yiyebilmeli, yemlik tabanının en düşük noktası ahır tabanından 10-15 cm yüksekte olmalıdır.
Yemliklerde keskin köşeler bulunmamalı, yemlik yüzeyi betonu mümkün olduğuca pürüzsüz olmalı, yemliğin içten içe genişliği 60-65 cm civarında olmalıdır.
Durakları birbirinden ayırmak amacıyla uygun şekilde bükülmüş 5 cm çapında profil demir borular kullanılmamalıdır.
Suluklar ineklere diledikleri an su içme olanağı sağlanmalıdır. İki ineğe bir adet olmak üzere otomatik veya yarı otomatik suluk kullanılmalıdır.
5.3.2. Serbest Durakları Ahırlar

Bu sistemde bir inek için bir durak planlanır. Bu duraklarda inekler bağsız olarak dururlar ve duraklarda yemlik kısmı yoktur. Yemleme ve sulama ahır içinde özel bir yemleme yerinde gezinme yerinme yapılmaktadır. Sağım işlemi ayrı bir bölümde yapılmaktadır.
Bu sistemde iş gücünden ekonomi sağlanmaktadır. İneklerin sağım işlemi hem kolay olmakta hem süt kalitesi yükselmektedir. Ayrıca meme ezilmeleri hemen hemen hiç görülmemektedir.
- Serbest Duraklı Ahırlarda Unsurlar
Duraklar; hayvanların ırklarına ve yaşlarına göre değişmekle birlikte durak genişliği 100-121 cm arası genişlikte ve 220-250 cm uzunlukta, hayvanların durağa baş tarafı önde girmelerin sağlanması için durakların ön kısmı kapalı ve durak gübre kanalına doğru %1-2 eğimli olmalıdır.
Servis yolu, 300-350 cm genişlikte olmalıdır.
Suluklar, 10-15 ineğe bir otomatik veya yarı otomatik suluk hesaplanmalı, suluklar yemliklere çok yakın olmamalıdır.
Yemlikler, yemlik uzunluğu hesap edilirken inek başına en az 70 cm genişlik hesaplanmalıdır. Hayvanların yemlik tarafına geçmelerini önlemek amacıyla yemlik koruyucu yapılmalıdır. Yemliklerin ön kenar yüksekliği 50 cm kalınlığı 10-12- cm civarında olmalıdır. Yemlik koruyucuların zeminden yüksekliği 120 cm olmalı koruyucunun enine üst kısmı sabit, enine alt kısmı hareketli olmalıdır. Hareketli kısımda çelik halat kullanılır.
5.3.3. Serbest Ahırlar

5.4. Barınaklarda Bulunması Gereken Bölümler

5.4.1. Sağım Ünitesi

Serbest duraklı ahır sisteminde, sağım yeri işletmenin hayvan kapasitesine göre, işletmenin iş akışını kolaylaştıracak bir bölümde inşa edilmeli ve hayvanların sağım yerine girip çıkmaları fazla müdahaleye gerek kalmadan sağlanmalıdır. Bağlı duraklı ahır sisteminde genellikle hayvanların duraklarda sağılmasını sabit sağım sistemleri kullanılmaktadır.
5.4.2. Doğum Locası

Bir inek için yemlik ve suluğa sahip olması şartıyla 12-14 m² lik aln gereklidir.
5.4.3. Buzağı Bölmeleri, Barınakları

Süt sığırı yetiştiriciliğinde buzağıların sağlıklı büyütülmeleri önemlidir. Buzağı ölümlerinin önemli bir kısmı doğumu takip eden ilk günlerde ve süt emme döneminde olmaktadır. Bunun sebebi büyük oranda kötğü çevre şartlarıdır. Süt emme döneminde sağlıklı büyüyen buzağılar, daha sonra sağlıklı ve verimli olurlar. Buzağılar özellikle hayatının ilk haftalarında inek ahırlarında ve diğer buzağılardan ayrı, tek buzağıya yeterli büyüklükteki özel bölmelerde barındırılmalıdırlar. Sütle besleme dönemi sonuna kadar buzağıların birbirinden ayrı bırakılıp beslenmesi; birbirlerini sindirim sistemlerinde kıl yumaklarının oluşmasını engellediği gibi, hastalıklarının yayılmasının da önüne geçebilir. Bölmelerde bir kesif yem kabı, kuru ot için bir yemlik ve suluk koymak için de ayrı bir kısım olmalıdır. Buzağı bölmeleri sabit ve hareketli olabilir. Tabanda idrar asla biriktirilmemelidir. Bunun için taban eğimli yapılmalıdır. Buzağıların birbirini yalamamaları için bölmeler arası uygun bir malzemelerle kapatılmalıdır. En önemlisi bölmeler aydınlık, havalandırılabilir olmalı ve buzağılar hava cereyanından mutlaka korunmalıdır.
5.4.4. Açıkta Seyyar Buzağı Kulübeleri

Eskiden buzağılar ahırda anasının yanında havasız yerlerde büyütülmektedir. Buralarda ahırın kirli havasını solumakta, birbirleriyle ve kirli şeylerle temas hainde olmaktadır. Bu nedenle başta solunum sistemi ve ishal olmak üzere birçok hastalığa yakalanmaktadır.
Açıkta seyyar kulübeler, sürekli temiz hava, temiz kulübe, Ferdi halde tutulduklarından yemleme ve gelişmenin iyi takip edilmesi, hastalıkların hemen belirlenmesi,istendiği yere taşınması, temizliğinin kolay olması, işçiliğin az olması gibi bir çok avantajı söylenebilir. Bugün, Araştırma Enstitülerinde ve bazı Tarım İşletmelerinde buzağılar açıkta seyyar kulübelerde yetiştirilmektedir. Seyyar kulübeler, Ahşap, metal, plastik vb. malzemelerden basit ve ucuza yapılabilmektedir. Dolayısıyla sabit yatırım masrafları da azaltılmış olur.
Açıkta seyyar kulübelerde buzağılar dört mevsimde ve her türlü hava şartlarında dışar da yetiştirilebilir.
- Buzağıların Kulübelerde Bakım Beslenmesi
Buzağılar doğduktan hemen sonra anasından ayrılır. Gerekli müdahaleler yapıldıkta sonra hazır kulübelere konur. Buzağı biberonları ile günlük bir iki sefer Ağız sütü verilir. Böylece buzağılar kolayca suni emzirmeye alıştırılmış olduğu gibi, içip içmediği de kontrol edilmiş olur. Herhangi bir problem erkenden tespit edilmiş olur.
Daha sonra buzağılara canlı ağırlıklarını %10’ u kadar süt sabah ve akşam verilmelidir. Bazı buzağı besleme programları bulunmasına karşılık pratik olarak, sabah ve akşam ikişer litreden dört litre sütten kesime kadar verilmelidir. Sütlerin ısısı vücut sıcaklığına yakın olmalıdır. Aksi halde ishale yakalanabilirler. Sütler emzikli kovalarla yada buzağılar hazırlanmış biberonlarla verilebilir. Bir haftalıktan itibaren kuru ot yada yonca, buzağı büyütme yemi ve su önlerine konulmalıdır. Günlük süt verilirken yem ve suları kontrol edilir. Altlıkları değiştirilir.
Sütten kesim için şu üç kurala göre karar verilebilir;
Canlı ağırlığa göre; hedeflenen canlı ağırlığa gelmiş buzağılar sütten kesilebilir.
Yaşa göre ; istenen aylık (2-3 ay arası) Yaşa Ulaşanlar sütten kesilebilirler.
Sütten kesildiğinde yeteri kadar yem yiyebileceklerine kanaat getirildiği zaman sütten kesilebilirler. Bunu 4-5 gün yedikleri günlük yem takip edilir, yeteri kadar günlük yem yiyebiliyorsa sütten kesilir.
Sütten kesilen hayvanlar kulübeden çıkarılıp, istenen şekilde yetiştirilip barındırılabilir. Her mevsimde ayni şekilde yetiştirilebilir.
- Açıkta Seyyar Kulübelerin Yapısı
Kulübeler 110 x 110 x 110 cm boyutlarında, kapalı yanları çitle çevrili gezinti alanına sahiptir. Yemlik ve suluk açık kısımda bulunmaktadır. Yağışlara karşı korunur durumda olmalıdır. Tabanı, ahşaptan ızgaralı olup altlık serilmesinde yarar bulunmaktadır. Kulübeler kuzey tarafı kapalı, rutubetsiz, drene edilmiş alanlara, yönleri güneye dönük yerleştirilmelidir.
5.4.5. Genç Hayvan Büyütme Üniteleri

Her bir hayvana büyüklüğüne bağlı olarak 30-60-cm yemlik uzunluğu gereklidir.
10-15 hayvanlık bir bölmeye bir adet otomatik suluk konmalıdır.
Yemlik ön kısım yüksekliği 40-50 cm civarında olmalıdır.
Hayvan başına 2,5 m² lik alan yeterlidir.
Hayvanlar bölme içersinde serbest olmalıdır.
Bir hayvancılık işletmesinde, hayvanların barındırıldıkları alanlara barınak adı verilir. Sığır barınakları ahır olarak isimlendirilir.
İşletmeler büyüdükçe ve üretim entansifleştikçe barınak sistemi artar. Bu nedenle bir işletmede uygulanacak sisteme karar vermede sadece hayvanların çevre istekleri yeterli olmaz. Bunun yanında hem kuruluş, hem de işletme aşamasındaki maliyetleri dikkate almak gerekir.
İster yeni yapılsın isterse mevcut bir yapının yeniden düzenlenmesiyle elde edilecek olsun sığır barınaklarında (ahırlarda) aranacak genel özellikler şunlardır.
Barınaklar:
1) Hayvanları ve çalışanları kötü hava koşullarından korumalı,
2) Hayvanların yaralanmalarına yol açmamalı, aksine hareketlerini kolaylaştırmalı,
3) Hayvanlar yem ve su gereksinimlerini karşılayabilmeli
4) Sığırların yönetilmelerinde kolaylıklar sağlanmalı
5) Çeşitli yaş gruplarından hayvanların ihtiyaçlarına cevap verebilmeli.
6) Sağımın düzgün, temiz ve kolay yapılabilmesine imkan vermeli
7) Yem depolama ve gübre biriktirme imkanlarına sahip olmalı
8) İşgücü gereksinimini en aza indirmeli,
9) Yörede bol ve ucuz bulunan malzemeleri kullanarak ve düşük maliyetle inşa edilebilmelidir.
Bir süt sığırcılığı işletmesinin ihtiyaç duyduğu binalar ve bunların büyüklüklerini belirleme yanında önemli bir iş de bunların uygun yerleşimidir. Binalar yerleştirilirken genel yerleşim planı ve iş akışı ile binaların çevreye uyumu da göz önünde tutulmalıdır. Örneğin işletmenin zamanla büyütebileceği dikkate alınarak gelişim alanı başta düşünülmelidir. Ayrıca ahır dikkate alınarak gelişim alanı baştan düşünülmelidir. Ayrıca ahır ile gübrelik, yemlik ve sağım yeri gibi diğer bütünleyici ünitelerin konumları iş gücünü verimli kullanacak şekilde belirlenmelidir. İşletme yapılarının tümü ile genel yerleşim alanı arasında bunların birbirlerine zarar vermeleri veya gelişmelerini önlemelerine yol açacak bir etkileşime izin verilmemelidir.
a) Sığır barınaklarında yer seçimi:Yetiştirici büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için barınak yapaksa ilk bilmesi gereken konu ahırın nereye yapılacağıdır. Tesislerin kurulacağı arazinin hafif eğimli ve toprağın geçirgen olması oldukça önemlidir. İmkan var ise eğim cephesi güneye bakmalıdır. İşletme artıklarının yerleşim bölgelerinin yakınında olmamasına ve bölge hakim rüzgarlarının yönü dikkate alınarak tesislerdeki kokunun insanları rahatsıs etmemesine özen gösterilmelidir.
b) Barınaklarda Temel: Sağlam toprağın üzerine taş veya diğer inşaat malzemeleri ile barınağın temeli atılır. Temel derinliği sıcak yerlerde 30 cm, soğuk yerlerde 60 cm olmalıdır. Temel rutubete karşı tecrit maddesi ile korunursa çok iyi olur.
c) Barınaklarda Zemin: En iyi zemin tuğla ile yapılır. Bu amaç için hazırlanmış tuğlalarla çok sağlam bir zemin yapılır. Taş veya beton zemin oldukça iyidir.Taş zeminler soğuk tutar temizliği zor olur. Beton kullanılırsa önce taş döşemeli, arlarını çakıl ile doldurulup, üzerine kömür cürufu döküp iyice dövdükten sonra yüksek dozajlı betonu dökmelidir. Beton zeminde hayvanlar kayıp düşmesin diye üzerine oluklar açmayı unutmayalım. Ahırın uzunlamasına yani idrar kanalının gübre çukuruna doğru eğimi %1 olmalıdır. Durakların gübrelik ve idrar kanalına doğru eğimi %1-2 arasında olmalıdır.
d) Barınak duvarları: Duvar yapımı için tuğla, briket, betonarme, kerpiç gibi inşaat malzemeleri uygundur. Duvarların iç ve istenirse dış yüzü sıvanmalıdır. Tesis kurulacak yer 1. ve 2. Derece deprem bölgesinde ise inşaatın sağlamlığı için ne yapılması gerektiği uzmanlardan öğrenilmelidir.
e) Ahırın Yüksekliği-Çatı-Tavan: Ahırların tabandan saçaklara kadar yüksekliği tesisin bulunduğu bölgenin iklimi ve ahırdaki hayvan miktarına göre değişmekle birlikte 3-3,5 metre arasında olmalıdır. Çatı için sıcağını dışarıya dışın soğuğunu içe geçirmemelidir. Yağmur suları içeriye akmamalıdır. Doğal havalandırmamayı sağlamak için 22-25 cm lik bir çatı eğimi olmalıdır. Ahırın tavan veya çatısının naylon, ziftli bez gibi gaz geçirmeyen maddelerden kaplanması kiremit altına bu maddelerden döşenmesi havalandırma açısından çok sakıncalıdır.
f) Ahırın Kapı, Pencere Ve Bacaları İle İlgili Bilgiler: Kapılar ahşap ve metal olabilirler. Şayet kapılar büyük ise metal olması daha iyi olur. Ahırın büyüklüğüne uygun olması gerekmektedir. Kapıların kenarları keskin köşeli olmamalıdır.
Pencereler hayvanlar için gerekli olan ışık ve havayı sağlamaktadırlar. Ahırda pencere hesaplaması ahırın büyüklüğüne göre hesaplanmaktadır. Ahırdaki pencere alanı ahırın taban alanının yirmide birinden az olmamalıdır. Örnek verecek olursak 200 m²’lik bir ahırımız varsa ihtiyaç duyulan pencere alanı 10 m² hesaplanmalıdır. Pencereler vasistaslı olmalıdır. Yani çerçeve alttan menteşe ile kasaya bağlı, üstten içeriye doğru açılacak şekilde olmalıdır. Pencereler ahşap ve metalden alabileceği gibi plastikten de olabilir Pencereler hayvanların omuz yüksekliğinden en az 40-50 cm yüksekliğinde olmalıdır. Yani içeriye giren hava hayvanlar üzerinde cereyan oluşturmamalı ve dışarıya doğru olan hava akımını engellememelidir.
Ahırda biriken kirli hava havalandırma bacalarından dışarıya çıkar. Baca olmassa ahır havalanamaz. İnşaat esnasında havalandırma bacaları konulmamışsa yaklaşık 5 m de bir ve mahya açıklığının sağ ve solunda olacak şekilde çatının en yüksek yerine boyutları 25 x 25 cm az olmayacak şekilde bacalar yapılmalıdır. Bacaların üzerine yağan yağmur ve kar sularının akmaması için uygun malzemeden şapka yapılmalıdır. Birden fazla bacanın gerektiği hallerde baca kesit ve yüksekliklerinin aynı olması gereklidir. Baca etkili yüksekliğinin yeterli bir havalandırma için en az 4 metre olması gereklidir. 100m² bina taban alanı için en az bir adet baca hesaplanmalıdır. Bacanın iyi çalışabilmesi için izole malzemelerle kaplanması, çatı mahyasından itibaren baca yüksekliğinin en az 60 cm olması ve baca ucunun 15-2 cm kadar tavandan içeri girmesi gereklidir.
g) Gübre Çukuru
Gübre çukurunun boyutları hesaplanırken 500 kg canlı ağırlığında bir hayvan ortalama yılda (500 x 0,08 x 365) 14,6 ton civarında gübre ürettiği ve gübre çukurunun yılda kaç kez boşaltılabileceği gibi unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır.
5.2. Üretim Yönlerine Göre Sığır Barınaklarını Planlarken

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
5.2.1. Süt Sığırı Barınakları

Süt sığırı barınaklarını planlarken ;

  • Hayvanlar için en uygun çevre koşullarını sağlayabilmeli,
  • Maliyeti olabildiğince düşük olmalı,
  • Ahırımızı zamanla büyütebileceğimizi düşünerek yapmalıyız,
  • Ahırımızın çeşitli yaş gruplarından hayvanları barındırabilecek bölümleri olmalı,
  • Ahırda çalışanlar hem kolay ve zahmetsiz çalışabilmeli, hem de ahırımızın sağlık ve korunma koşulları iyi olmalıdır.

Süt sığırları için yapılacak barınaklarda süt sığırlarının çevre istekleride göz önünde tutulmalıdır. Genel olarak;
Sığırlar -18°C ile +24 °C arasındaki sıcaklığa adapte olabilirler. İnekler için en uygun ortam sıcaklığı 10-15 °C’ dir.
Ahırdaki nem oranının ise %60-80 arasında olması istenir.
Barınaklarda havalandırmanın da öneminden daha önceki konularda bahsetmiştik. Sağmal bir inek için saate 50 m³, bir buzağı için saate 10 m³ civarında havalandırma sağlanmalı, hayvan başına 20 m³ temiz hava ortamda bulundurulmalıdır.
Çalışanların işlerini kolaylaştırmak ve hayvanları daha kolay kontrol etmek için ise geceleri aydınlatma yapmak gerekmektedir. Aydınlatmada mümkünse floresan lambalar kullanılmalıdır. Her bir m² zemin alanı için 2,5 watt varise sağım ünitesinde her bir m² zemin alanı için 10 watt’ lık ışık kaynağı kullanılmalıdır.
5.2.2. Besi Sığırı Barınakları

Ülkemizde bağlı duraklı ahır sistemi değişik şekillerde yaygın olarak besi içersinde kullanılmaktadır.
Türkiye’ de besiciliğe yeni başlayacak olan kişi ve kuruluşların sermayesinin büyük bir bölümünü kapalı ahır yapmak için tüketmesine gerek yoktur. Ahır olarak yağmur, rüzgar ve kardan hayvanları koruyacak barınaklar yeterlidir. Genelde güney cephesi açık, yanları ve kuzey cepheleri duvarlarla bölge hakim rüzgarlarına karşı kapatılmış, üstü sundurmalı tesisler besi için yeterlidir. Besi hayvanları soğuğa karşı dayanıklıdır. Soğuk aylarda hayvanlara verilecek yemlere melas gibi yüksek enerjili maddeler katılmak suretiyle soğuğun olumsuz etkisi ortadan kaldırılmış olur.
5.3. Taban Düzenlerine Göre Sığır Barınakları

5.3.1. Bağlı Duraklı Ahırlar

Hayvanların yem su ihtiyaçlarının karşılanması ve çoğu işletmelerde süt sağım işleri kendileri için ayrılmış duraklarda olur. Bu sistemde ineklerin bakım işleri kolay yapılır. Sığırlar kolay kontrol edilir.


Resim 5.1. Bağlı duraklı bir ahır.

- Bağlı Duraklı Ahırlarda Durak Unsurları Nasıl Olmalı
Durak genişliği 110-120 cm, durak uzunluğu 170cm olmalı.
Yemliklerin ön kenar yüksekliği 30-35 cm kalınlığı 10-12 cm civarında olmalı yani hayvan yattığı yerden yemini yiyebilmeli, yemlik tabanının en düşük noktası ahır tabanından 10-15 cm yüksekte olmalıdır.
Yemliklerde keskin köşeler bulunmamalı, yemlik yüzeyi betonu mümkün olduğuca pürüzsüz olmalı, yemliğin içten içe genişliği 60-65 cm civarında olmalıdır.
Durakları birbirinden ayırmak amacıyla uygun şekilde bükülmüş 5 cm çapında profil demir borular kullanılmamalıdır.
Suluklar ineklere diledikleri an su içme olanağı sağlanmalıdır. İki ineğe bir adet olmak üzere otomatik veya yarı otomatik suluk kullanılmalıdır.
5.3.2. Serbest Duraklı Ahırlar

Bu sistemde bir inek için bir durak planlanır. Bu duraklarda inekler bağsız olarak dururlar ve duraklarda yemlik kısmı yoktur. Yemleme ve sulama ahır içinde özel bir yemleme yerinde gezinme yerinme yapılmaktadır. Sağım işlemi ayrı bir bölümde yapılmaktadır.


Resim 5.2. Serbestı duraklı bir ahır.

Bu sistemde iş gücünden ekonomi sağlanmaktadır. İneklerin sağım işlemi hem kolay olmakta hem süt kalitesi yükselmektedir. Ayrıca meme ezilmeleri hemen hemen hiç görülmemektedir.
- Serbest Duraklı Ahırlarda Unsurlar
Duraklar; hayvanların ırklarına ve yaşlarına göre değişmekle birlikte durak genişliği 100-121 cm arası genişlikte ve 220-250 cm uzunlukta, hayvanların durağa baş tarafı önde girmelerin sağlanması için durakların ön kısmı kapalı ve durak gübre kanalına doğru %1-2 eğimli olmalıdır.
Servis yolu, 300-350 cm genişlikte olmalıdır.
Suluklar, 10-15 ineğe bir otomatik veya yarı otomatik suluk hesaplanmalı, suluklar yemliklere çok yakın olmamalıdır.
Yemlikler, yemlik uzunluğu hesap edilirken inek başına en az 70 cm genişlik hesaplanmalıdır. Hayvanların yemlik tarafına geçmelerini önlemek amacıyla yemlik koruyucu yapılmalıdır. Yemliklerin ön kenar yüksekliği 50 cm kalınlığı 10-12- cm civarında olmalıdır. Yemlik koruyucuların zeminden yüksekliği 120 cm olmalı koruyucunun enine üst kısmı sabit, enine alt kısmı hareketli olmalıdır. Hareketli kısımda çelik halat kullanılır.
5.3.3. Serbest Ahırlar

5.4. Barınaklarda Bulunması Gereken Bölümler

5.4.1. Sağım Ünitesi

Serbest duraklı ahır sisteminde, sağım yeri işletmenin hayvan kapasitesine göre, işletmenin iş akışını kolaylaştıracak bir bölümde inşa edilmeli ve hayvanların sağım yerine girip çıkmaları fazla müdahaleye gerek kalmadan sağlanmalıdır. Bağlı duraklı ahır sisteminde genellikle hayvanların duraklarda sağılmasını sabit sağım sistemleri kullanılmaktadır.
5.4.2. Doğum Locası

Bir inek için yemlik ve suluğa sahip olması şartıyla 12-14 m² lik aln gereklidir.
5.4.3. Buzağı Bölmeleri, Barınakları

Süt sığırı yetiştiriciliğinde buzağıların sağlıklı büyütülmeleri önemlidir. Buzağı ölümlerinin önemli bir kısmı doğumu takip eden ilk günlerde ve süt emme döneminde olmaktadır. Bunun sebebi büyük oranda kötğü çevre şartlarıdır. Süt emme döneminde sağlıklı büyüyen buzağılar, daha sonra sağlıklı ve verimli olurlar. Buzağılar özellikle hayatının ilk haftalarında inek ahırlarında ve diğer buzağılardan ayrı, tek buzağıya yeterli büyüklükteki özel bölmelerde barındırılmalıdırlar. Sütle besleme dönemi sonuna kadar buzağıların birbirinden ayrı bırakılıp beslenmesi; birbirlerini sindirim sistemlerinde kıl yumaklarının oluşmasını engellediği gibi, hastalıklarının yayılmasının da önüne geçebilir. Bölmelerde bir kesif yem kabı, kuru ot için bir yemlik ve suluk koymak için de ayrı bir kısım olmalıdır. Buzağı bölmeleri sabit ve hareketli olabilir. Tabanda idrar asla biriktirilmemelidir. Bunun için taban eğimli yapılmalıdır. Buzağıların birbirini yalamamaları için bölmeler arası uygun bir malzemelerle kapatılmalıdır. En önemlisi bölmeler aydınlık, havalandırılabilir olmalı ve buzağılar hava cereyanından mutlaka korunmalıdır.
5.4.4. Açıkta Seyyar Buzağı Kulübeleri

Eskiden buzağılar ahırda anasının yanında havasız yerlerde büyütülmektedir. Buralarda ahırın kirli havasını solumakta, birbirleriyle ve kirli şeylerle temas hainde olmaktadır. Bu nedenle başta solunum sistemi ve ishal olmak üzere birçok hastalığa yakalanmaktadır.
Açıkta seyyar kulübeler, sürekli temiz hava, temiz kulübe, Ferdi halde tutulduklarından yemleme ve gelişmenin iyi takip edilmesi, hastalıkların hemen belirlenmesi,istendiği yere taşınması, temizliğinin kolay olması, işçiliğin az olması gibi bir çok avantajı söylenebilir. Bugün, Araştırma Enstitülerinde ve bazı Tarım İşletmelerinde buzağılar açıkta seyyar kulübelerde yetiştirilmektedir. Seyyar kulübeler, Ahşap, metal, plastik vb. malzemelerden basit ve ucuza yapılabilmektedir. Dolayısıyla sabit yatırım masrafları da azaltılmış olur.


Resim 5.3. Açıkta seyyar buzağı kulübeleri.

Açıkta seyyar kulübelerde buzağılar dört mevsimde ve her türlü hava şartlarında dışar da yetiştirilebilir.
- Buzağıların Kulübelerde Bakım Beslenmesi
Buzağılar doğduktan hemen sonra anasından ayrılır. Gerekli müdahaleler yapıldıkta sonra hazır kulübelere konur. Buzağı biberonları ile günlük bir iki sefer Ağız sütü verilir. Böylece buzağılar kolayca suni emzirmeye alıştırılmış olduğu gibi, içip içmediği de kontrol edilmiş olur. Herhangi bir problem erkenden tespit edilmiş olur.
Daha sonra buzağılara canlı ağırlıklarını %10’u kadar süt sabah ve akşam verilmelidir. Bazı buzağı besleme programları bulunmasına karşılık pratik olarak, sabah ve akşam ikişer litreden dört litre sütten kesime kadar verilmelidir. Sütlerin ısısı vücut sıcaklığına yakın olmalıdır. Aksi halde ishale yakalanabilirler. Sütler emzikli kovalarla yada buzağılar hazırlanmış biberonlarla verilebilir. Bir haftalıktan itibaren kuru ot yada yonca, buzağı büyütme yemi ve su önlerine konulmalıdır. Günlük süt verilirken yem ve suları kontrol edilir. Altlıkları değiştirilir.
Sütten kesim için şu üç kurala göre karar verilebilir;
Canlı ağırlığa göre; hedeflenen canlı ağırlığa gelmiş buzağılar sütten kesilebilir.
Yaşa göre ; istenen aylık (2-3 ay arası) Yaşa Ulaşanlar sütten kesilebilirler.
Sütten kesildiğinde yeteri kadar yem yiyebileceklerine kanaat getirildiği zaman sütten kesilebilirler. Bunu 4-5 gün yedikleri günlük yem takip edilir, yeteri kadar günlük yem yiyebiliyorsa sütten kesilir.
Sütten kesilen hayvanlar kulübeden çıkarılıp, istenen şekilde yetiştirilip barındırılabilir. Her mevsimde ayni şekilde yetiştirilebilir.
- Açıkta Seyyar Kulübelerin Yapısı
Kulübeler 110 x 110 x 110 cm boyutlarında, kapalı yanları çitle çevrili gezinti alanına sahiptir. Yemlik ve suluk açık kısımda bulunmaktadır. Yağışlara karşı korunur durumda olmalıdır. Tabanı, ahşaptan ızgaralı olup altlık serilmesinde yarar bulunmaktadır. Kulübeler kuzey tarafı kapalı, rutubetsiz, drene edilmiş alanlara, yönleri güneye dönük yerleştirilmelidir.


Resim 5.4. Seyyar buzağı kulübesinin ölçüleri.

5.4.5. Genç Hayvan Büyütme Üniteleri

Her bir hayvana büyüklüğüne bağlı olarak 30 – 60 cm yemlik uzunluğu gereklidir.
10 – 15 hayvanlık bir bölmeye bir adet otomatik suluk konmalıdır.
Yemlik ön kısım yüksekliği 40 – 50 cm civarında olmalıdır.
Hayvan başına 2,5 m² lik alan yeterlidir.
Hayvanlar bölme içersinde serbest olmalıdır.

pitbullarda mantar hastalıkğı – pitbullarda-mantar-hastalikgi

SIĞIRLARDA DURAKLAR – sigirlarda-duraklar

hayvanlarim.org sığır barınakları – hayvanlarimcom-sigir-barinaklari

barınak demirleri ölçüleri – barinak-demirleri-olculeri

serbest duraklı ahırlar – serbest-durakli-ahirlar

süt sığırı barınakları – sut-sigiri-barinaklari

açık hava besiciliği barınakları nasıl olmalıdır – acik-hava-besiciligi-barinaklari-nasil-olmalidir

açık besi barınak resimleri – acik-besi-barinak-resimleri

barınak boyutları – barinak-boyutlari

besi ahiri malzemeleri – besi-ahiri-malzemeleri

yavru pitbullarda mantar tedavisi – yavru-pitbullarda-mantar-tedavisi

besi barınak boyutları – besi-barinak-boyutlari

açık hava besi resimleri – acik-hava-besi-resimleri

besı barınakları nasıl olmalı – besi-barinaklari-nasil-olmali

24
Nisan

Sığırlarda Yaş BeLirleme

Yazan: admin  |  Kategori: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği  |  Okunma:

Düzenli kayıt tutulan işletmelerde sığırların yaşının belirlenmesi kolaydır. Ancak elde bu türden bilgiler bulunmadığı zaman sığırların yaşı dişlerine ve boynuz oluşumlarına bakılarak yapılabilir. Dişlerin durumu ırka ve yemlemeye bağlı olarak az-çok sapma gösterme de 5 yaşına kadar olan hayvanlarda oldukça güvenilir sonuçlar vermektedir. Ergin bir sığırın ağzında 32 tane kalıcı diş bulunur. Bunların isimleri ve diziliş biçimleri çizelgede verilmiştir.

Dişler SOL YARI SAĞ YARI
N P C I I C P N
Üst Çene 3 3 C I I C 3 3
Alt Çene 3 3 0 4 4 0 3 3

I= kesici dişler
2 tane ön kesiciler, 2 tane I. ortalar, 2 tane II. Ortalar, 2 tane son kesiciler
C= köpek dişleri
P= ön azı dişleri
M= ard azı dişleri

Genç sığırların ağzındaki dişlerden 20 tanesi hayatının değişik evrelerinde sırasıyla değişir ve yerlerine kalıcı dişler çıkar. Değişmeyen dişiler 6 tane üst çenede olmak üzere toplam 12 tane ard azı dişleri’ dir. Geçici ve kalıcı dişlerin çıkışına alt takvim yaklaşık olarak çizelgede olduğu gibidir.

Çizelge: Sığırda dişlerin çıkış takvimi
Dişin Adı Çıkış Zamanı
Geçici ön dişler Doğumdan önce
Geçici I. Ortalar Doğumdan önce
Geçici II ortalar Doğum-ilk 7 gün içinde
Geçici son kesiciler Doğum ilk 15 gün içinde
Kalıcı ön kesiciler 1.5-2 yaş arasında
Kalıcı I. Ortalar 2-2.5 yaş arasında
Kalıcı II. Ortalar 3 yaşında
Kalıcı son kesiciler 3.5-4 yaş arasında
Geçici köpek dişi Yoktur
Kalıcı köpek dişi Yoktur
Geçici ön azı dişleri (12 tane) Doğum-ilk 21 gün içinde
Kalıcı ön azı dişleri I 2-2.5 yaşında
Kalıcı ön azı dişleri II 1.5-2.5 yaşında
Kalıcı ön azı dişleri III 2.5-3 yaşında
Kalıcı ard azı dişleri I 5-6 aylık iken
Kalıcı ard azı dişleri II 1-1.5 yaşında
Kalıcı ard azı dişleri III 2-2.5 yaşında

9.1 Sığırda Dişlere Bakılarak Yaş Belirleme
[Konu Başlığı] [Sonraki Konu]

Sığırların yaşı kesici dişlerine bakılarak belirlenir. Çizelgeden anlaşılacağı üzere sığırın üst çenesinde kesici diş yoktur. Alt çenedeki 8 kesici dişin geçici veya kalıcı oluşuna bakılarak 5 yaşına kadar yaş belirlenmesi yapılabilir. Daha yaşlı sığırlarda ise yaşın belirlenmesi bu dişlerdeki aşınma bakılarak yapılır.

9.1.1. Beş Yaşına Kadar Belirleme
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

6-8 günde: Son kesici süt dişleri hariç diğer kesici dişler (6 tane) çıkmıştır. Dişler birbiri üzerine binmiş durumdadır ve diş etleri mavimtrak-kırmızı renktedir. Ayrıca diş etleri dişleri örter durumdadır.

2 Haftalıklarda: Son kesici süt dişleri de çıkmış ve ya çıkmak üzeridir. Dişlerin birbiri üzerine binmiş durumları ortadan kaybolmuştur. Ön kesicilerde diş eti çekilmiştir.

3 Aylıklarda: Son kesiciler diş yayı seviyesine ulaşmıştır.

1 Yaşında: Diş taçları küçülmüş, dişlerin kökleri meydana çıkmıştır.

1 Yaş 9 Aylıklarda: Ön kesici süt dişleri düşer.

2 Yaşında: Ön kalıcı dişler çıkmış ve diş yayı seviyesine ulaşmıştır. İki yaşında bir sığırın ağzında 2 tane (sağ ve solda olmak üzere kalıcı kesici diş bulunur)

2 ½ Yaşında: I. Orta kesici süt dişleri düşmek üzeredir ve ya düşmüştür.

3 Yaşında: I orta kalıcı dişler çıkmış ve diş yayı seviyesine ulaşmışlardır. Üç yaşındaki bir sığırın ağzında 4 tane kalıcı kesici diş bulunur.

3 ½ Yaşında: II. Orta kesici süt dişleri düşmek üzere ve ya düşmüştür.

4 Yaşında: II. Orta kalıcı dişler çıkmış ve diş yayım seviyesine ulaşmışlardır. Dört yaşındaki bir sığırın ağzında 6 tane kalıcı kesici diş bulunur.

4 ½ Yaşında: Son kesici süt dişleri düşmek üzere ve ya düşmüşlerdir.

5 Yaşında: kalıcı son dişler çıkmış ve normal boylarına ulaşmıştır. Beş yaşında bir sığırın ağzında 8 tane kalıcı diş mevcut olup, ağzında hiç kesici süt dişi yoktur.

9.1.2. Beş Yaşından Büyük Sığırlarda Yaş Belirleme
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Beş yaşından büyük sığırlarda yaş belirleme kalıcı kesici dişlerin kenarları ve diş yüzeylerinde meydana gelen aşınmalara bakılarak yapılır. Ancak bu şekilde yaş tayini yapabilmek için deneyim ve göz alışkanlığı da gerekir.

5 ½ -6 Yaş : Bu yaşlar arasında kalıcı son kesici dişlerin ön kenarı ve ön kesicilerin dile bakan yüzeyleri yarıya kadar aşınmıştır.

7 yaşında : Ön kesiciler tamamen aşınmıştır. I. Ve II. Orta kesicilerin dile bakan yüzeylerinde aşınma diş yüzünün yarısına kadar ilerlemiştir.

8 yaşında : I. Orta kesicilerin dile bakan yüzü tamamen aşınmıştır.

9 yaşında : II. Orta kesicilerin dile bakan yüzü tamamen aşınmıştır.

10 yaşında : Ön ve orta kesicilerde açınma yüzeyi dört köşe olur ve aynı zamanda diş yıldızı görülebilir.

12 yaşında : Kesici dişlerin aşınma yüzeyi yuvarlaklaşmaya başlar.

14 yaşında : Ön ve orta kesicilerin taç kısımları tamamen aşınmıştır, yalnızca son kesicilerin taç kısmında aşınma tam değildir. Kesici dişlerin aşınma yüzleri gittikçe ikizkenar üçgen şeklini alır.

15 yaşında: Kesici dişler yuvarlak ve küçük birer diş haline gelirler.

9.2. İneklerde Boynuzlara Bakarak Yaş Belirleme
[Konu Başlığı] [Önceki Konu]

İneklerde her doğumdan sonra boynuzlarda bir halka meydana gelir. Bunun nedeni gebeliğin son dönemlerinde ve süt veriminin en yüksek olduğu dönemde beslenme dengesinin bozulmasıdır. İneğin boynuzundaki her halka bir buzağılamaya (yaklaşık 1 yıla) işarettir. Halkalar sayılır ve halka sayısına bu ineğin ilk doğumunu yapıncaya kadar geçen 2-3 yıllık süre eklenirse ineğin yaşı ortaya çıkar. Örneğin boynuzunda 4 halka bulunan bir inek 6-7 yaşlarında sayılmalıdır. Boynuzların yanı sıra dişler de incelenecek olursa daha kesim bir tahmin yapılabilir.

Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı gibi boynuzlardan yaş belirleme yalnız ineklerde yapılabilir. Boğalar için süt üretimi söz konusu olmadığından bunların boynuzlarında yaş halkalarının düzgün olarak belirlenmesi beklenemez.

İneklerde boynuzlara bakarak yaş belirlenmesi, ancak hayvanların düzenli beslendiği ve buzağılama aralığının yaklaşık 1 yıl olduğu sürelerde doğru sonuç verir. Hayvanların yılda 1-2 dönem aç kaldığı veya buzağılama aralığının ortalama olarak 400 günün üzerinde olduğu sürülerde yapılacak tahminlerin yanıltıcı olması kaçınılmazdır.
küçükbaş hayvanlarda yaş tayini – kucukbas-hayvanlarda-yas-tayini

yas belirleme – yas-belirleme

inek koyunların dişleri – inek-koyunlarin-disleri

büyükbaş hayvanlarda yaş belirleme – buyukbas-hayvanlarda-yas-belirleme

büyükbaş yaş tayini – buyukbas-yas-tayini

köpegin dişine bakılır – kopegin-disine-bakilir

evcil hayvanlarda yaş tayini – evcil-hayvanlarda-yas-tayini

büyükbaş azı dişi – buyukbas-azi-disi

0h – h

11h – h

sığırlarda yaş tayini – sigirlarda-yas-tayini

koyunlarda yaş tayini – koyunlarda-yas-tayini

keçilerde yaş tayini – kecilerde-yas-tayini

büyükbaş hayvan yaşları – buyukbas-hayvan-yaslari

ineklerin dişleri – ineklerin-disleri

24
Nisan

SığırLarda Boynuz Giderme

Yazan: admin  |  Kategori: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği  |  Okunma:

Boynuzlu sığır ırklarında boynuz, hayvana iyi bir görünüş kazandırdığı halde yetiştiricilikte boynuzların varlığı istenmez. Modern sığır yetiştirirciliğinde hayvanları boynuzsuz olarak büyütmek birçok ekonomik ve pratik faydalar sağlamaktadır.

Boynuzlu hayvanlar genellikle kavgacı olurlar. Bunlar arasında lider olma ev sürüdeki hayvanlara karşı üstünlük sağlama eğilimi vardır. Birbirleri ile sık sık dövüşen böyle hayvanlar arasında yaralanma ve etlerinin değeri de düşer. İneklerde en önemli yaralanmalar süt aynası üzerinde olur. Serbest ahırlarda yem yemekte olan inekler başka hayvanların boynuz darbelerine maruz kalabilirler. Bu durumlarda süt aynası yaralanabilir ve büyük bir olasılıkla mastitin şekillenir. Sonuçta meme körelebilir. Bazen de vulva çevresi yaralanır. İneklerde boynuz darbesi sonucu yavru atmalar görülür ve önemli ekonomik kayıplar ortaya çıkar. Boynuz kırılması da oldukça sık karşılaşılan sakıncalardan birisidir.

Boğaların saldırgan olması halinde bundan en çok bakıcıları zarar görür. Çünkü boğalar genellikle bireysel bölmelerde barındırılırlar ve sürüdeki diğer sığırlarda teması seyrektir. Ancak yemleme, gübre temizliği ve aşım zamanlarında bakıcıların kendilerine yaklaşmaları gerekmektedir. Bu durumlarda bakıcılar için tehlike söz konusudur. Boğanın boynuzsuz olması bu tehlikeyi önemli ölçüde azalmaktadır. Boynuzları giderilmemiş boğaların yönetimleri güçleştiği zaman kesilerek elden çıkarılmaları kaçınılmazdır. Bu durumdaki boğa damızlık değeri yüksek bir hayvan ise önemli bir ekonomik kayıp söz konusu olur.

Genellikle boynuzlu hayvanlar birbirlerinin rahatlıkla yem yemelerine engel olurlar. Sürüde bu nedenle ortaya çıkan verim düşüklüğü görülür. Özellikle kaba yemleri aldıkları sırada birbirlerini kovalamaya çalıştıklarında otları çevreye dağıtırlar ve yem kaybına neden olurlar.

Boynuzlu hayvanlar, boynuzsuzlara göre ahırda ve taşıma araçlarında daha fazla yer tutarlar. Belli uzunluktaki yemlikten daha az sayıda boynuzlu hayvan faydalanabilir.

Boynuzlu hayvanların bakıcıları tarafından yönetilmeleri de zor olduğundan işletmede iş gücü kaybı meydana gelir.

Sığırlarda boynuzsuzlaştırma genetik ve teknik uygulamalarla yapılabilir.

10.1. Genetik Yöntem

Sığırlarda boynuzsuzluk dominanttır. Bu nedenle sürüde genotipik olarak boynuzsuz boğa kullanmak suretiyle yavruların bir kısmının veya tamamen boynuzsuz olmalarını sağlamak olanaklıdır. Boynuzsuz boğa kullanıldığında doğacak yavruların en az % 50’si boynuzsuz olmaktadır. Eğer inekler de boynuzsuz olanlardan seçilirse doğacak yavruların en az % 75’i boynuzsuz olacaktır. Ancak hiçbir yerde sadece boynuzsuz olduğu için bir boğanın kullanılması önerilemeyeceğinden genetik yolla boynuzsuzlaştırma pek uygulanan bir yöntem değildir. Çünkü boynuzdan önce, başta süt verimi olmak üzere ekonomik önemi olan pekçok seleksiyon kriteri vardır.

10.2. Teknik Yöntemler

Teknik olanaklarla yapılan boynuzsuzlaştırmalarda mekanik ve kimyasal yöntemler kullanılmaktadır.

10.2.1. Mekanik yöntemler

Bunlar genel olarak, hayvanda boynuz belirdikten sonra çeşitli gereçler yardımı ile yapılan boynuzsuzlaştırma işlemlerini kapsar. Dağlama, bunlar içinbde en kolay uygulanabilen ve hayvana en az acı veren bir yöntemdir. Dağlama bu amaçla geliştirilmiş olan ve şebeke cereyanı veya akü ile çalışan özel aletlerle yapılır. Bir aylıktan iki aylığa kadar olan buzağılara uygulanır. Buzağı ayakları bağlanarak yan yatırılır ve bir kişi dizi ve bir eliyle hayvanı yere bastırırken diğer eliyle buzağının burun kısmını sıkıca kavrar. Operatör önceden kızdırmış bulunduğu havyayı boynuz düğmesinin üzerine bastırır. 3-5 saniye sonra dairesel olarak sağa sola döndürmek suretiyle deri tabakasının yüzük biçiminde kesilmesini sağlar. Alışkın bir el bunu kolayca hisseder. Daha sonra boynuz düğmesi yine kızgın havyanın ucu ile kanırtılarak yerinden çıkarılır. Aynı işlem diğer boynuz düğmesine de uygulanır ve operasyon sonuçlanır.

İki aylıktan büyük hayvanların boynuzlarının giderilmesi için hayvanın yaşına ve buna bağlı olarak boynuzların gelişme durumuna göre boynuz tüpü, boynuz kaşığı, boynuz makası, boynuz pensi ve boynuz testeresi kullanılmaktadır. Ayrıca embriyoton teli ile yaşlı ineklerin boynuzlarını dipten kesme olanağı da vardır. Ancak bu şekilde boynuzsuzlaştırma büyük hayvanlara uygulandığı için oldukça zordur. Aşırı kanamalar sorun çıkarabilir.

Boynuzları yaralayıcı etkilerini azaltmak için de uygulanan bazı yöntemler vardır. Bunlardan ilki sivri uçlu bir boynuzu, ucundan 3-4 cm’ lik bir kısmını kesmek suretiyle kütleştirmektir. Böylece boynuzun vuracağı yeri delme yeteneği kaybolur ve yalnızca darbe etkisi kalır. Ancak bu uygulamayı yaparken boynuzu daha aşağılardan kesmemek gerekir. Aksi halde aşırı kanamalar olmaktadır. Böyle durumlarda kesilen damarın sıcak demirle dağlanarak kanın durdurulması gerekir. Boynuzları denetim altına almanın diğer bir yolu da büyümekte olan boynuzların biçimini değiştirmektedir. Uygulamada, bu amaca uygun olarak hazırlanmış her biri bir pound (453 gram) ağırlıkta metal parçaları kullanılır. Silindirik yapıdaki bu ağırlıklar kıskaçları yardımıyla boynuz uçlarına tutturulur. Boynuzlar büyüdükçe ağırlıların etkisiyle açığa doğru yönlenirler. Böylece hayvanın vurmak için başını aşağıdan yukarıya savurması veya sağa sola sallaması halinde boynuzlar daha az tehlikeli olurlar.

10.2.2. Kimyasal yöntem

Bir haftalıktan üç haftalığa kadar buzağılarda kimyasal yolla boynuzsuzlaştırma yapılabilir. Bu iş için kostik, yani KOH veya NaOH kullanılır. Piyasadan kolaylıkla bulunabilir. Her iki madde de deriyi yakıcı ve aşındırıcı etkiye sahiptir. Hayvancılığı ileri ülkelerde boynuz köreltmede kullanılmak üzere hazırlanmış özel çubuklar satılmaktadır. Plastik tutaç yeri olan bu çubuklar kullanan kişinin zarar görmesini ve işlemde kolaylık sağlar.

Uygulamada önce buzağının boynuz çıkacak yerlerdeki kılları bir makasla kırkılır ve bu kısımlar iyice temizlenir. Temizleme sabunlu su ile yapılırsa daha iyidir. Buzağı sıkıca tutulur ve kostik çubuk suyla biraz ıslatılarak boynuz düğmesi üzerine dairesel hareketlerle sürülmeye başlanır. Eğer özel çubuk kullanılıyorsa uygulayıcının lastik eldiven giymesi veya kostik çubuğun üzerini eline zarar vermeyecek biçimde naylon ile sarması gereklidir. Çubuk sürüldükçe deri aşınarak soyulur ve boynuzu meydana getirecek hücrelere ulaşılır. Bu anda birkaç hafif sürtmeden sonra uygulamaya son verilir. Çubuk daha fazla sürülürse önemli kanamalar meydana gelir ve durdurulması zordur. Uygulama sırasında çok dikkat edilmesi gereken bir konu da sıvılaşan kostiğin hayvanın gözüne akmamasıdır. Bunu önlemek için uygulama yapılacak sahanın dışına bir miktar vazelin veya gres yağı sürülebilir. Uygulamadan birkaç gün sonra yara yerleri kabuk bağlar ve buradaki hücreler öldüğü için ileride boynuz oluşmaz. Ancak bu işlemlerin titizlikle yapılması ve boynuz düğmesinin her tarafının aynı derecede sürtülmesi gereklidir. Aksi halde bazı kısımlarda canlı hücreler kalacak olursa ileride buradan kama gibi bir boynuz oluşabilir ki bu daha tehlikelidir.

Üzerinde durulacak diğer önemli bir konu da, bir sürüde boynuzsuzlaştırmaya karar verildiğinde tüm sürünün boynuzsuz olacak biçimde yetiştirilmesidir. Aksi halde boynuzlu hayvanlar diğerlerine kolaylıkla üstünlük sağlarlar ve onlara rahat vermezler.
……boğalar ve sığırlar – bogalar-ve-sigirlar

sıgırlarda nasıl boynuz kesilir – sigirlarda-nasil-boynuz-kesilir

yaşlı ineklerde – yasli-ineklerde

güvercin resim leri ve deyeri – guvercin-resim-leri-ve-deyeri

boynuz giderme çubuğu – boynuz-giderme-cubugu

hayvan boynuzu nasıl kesilir – hayvan-boynuzu-nasil-kesilir

buzağı boynuz resmi – buzagi-boynuz-resmi

koyunlarda boynuz kanamaları – koyunlarda-boynuz-kanamalari

boynuz nasil kesılır – boynuz-nasil-kesilir

inek boynuzu nasıl kesilir – inek-boynuzu-nasil-kesilir

hayvan boynuzları nasil kesilir – hayvan-boynuzlari-nasil-kesilir

24
Nisan

Süt SığırcıLığı Geniş Anlatımlı

Yazan: admin  |  Kategori: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği  |  Okunma:

11.1. Türkiye Sığırcılık İşletmelerinin Genel Yapısı

Gelişmiş ülkelerde üretim entansif işletmelerde gerçekleştirilir. Genellikle büyük olan bu işletmeler yoğun girdi kullanmaktadırlar. Türkiye’de bu nitelikteki işletmelerin sayısı oldukça azdır.
Türkiye süt üretimine katkıda bulunan işletmelerin çoğunluğunu küçük işletmeler oluşturur. Bunlar yüksek verim kapasiteli ineklerle çalışsalar bile özellikle kaba yem üretimi, örgütlenme, pazarlama ve ileri teknoloji kullanımı bakımından olması gereken düzeylerde değillerdir. Türkiye süt üretiminin önemli bir bölümü, görece düşük verimli kültür ırkı melezi ve yerli ırk ineklerle çalışan bu tip işletmelerden sağlanır. Bunlar genellikle tarımın birkaç kolunda birden üretim yaparlar. Örneğin bir tarafta sığır, yanında koyun ve keçi gibi diğer türlerde hayvansal üretim yapılırken, diğer yandan, bitkisel ürünler üretimi söz konusudur. Sonuçta bu tip işletmelerin geliri sadece sığıra bağlı kalmamıştır. Dolayısıyla da işletme imkanları çeşitli üretim dallarına dağıtılmıştır. Özellikle pazarlama imkanlarının sınırlı olduğu yörelerde bu tip işletmeler, hemen sadece aile içi tüketimi karşılamaya yönelik üretim yaparlar.
Pazarlama olanaklarının artmasıyla pazar için üretime bir istek doğmakta ve bunun gerekleri kısmen de olsa yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Ne var ki kültür ırkı melezi ve yerli ırklarla çalışan işletmelerde üretim büyük ölçüde iklim ve mera koşullarına bağlıdır. Aktif sermayesi kıt ve ürün fazlasını pazarlamada zorlanan bu tip işletmelerin üretim yapılarında kısa sürede önemli değişiklikler de beklenilmektedir. Ancak, işletmelerin üretim yapılarını değiştirmelerine katkıda bulunulacak sermayeye sahip olmada, genelde hayvansal üretimin, özelde de sığırcılığın önemli bir unsur olduğu da unutulmamalıdır. Gelecekte Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalmasına bağlı olarak daha büyük ölçekli entansif işletmeklerin ortaya çıkacağı beklenilmelidir. Özellikle çiğ süt pazarlama ve nitelikli kaba yem üretme olanağının olduğu yörelerde bu oluşum daha hızlı gerçekleşecektir.
Türkiye’de gerçek anlamda damızlıkçı süt sığırı işletmelerinden söz etmek, şimdilik mümkün değildir. Gerçekten de günümüzde temel özelliği, gelirinin önemli bir bölümünü damızlık satışından sağlamak olan damızlıkçı işletmeler yoktur. Ancak halen, damızlık dış alımcısı olan Türkiye’nin yakın gelecekte damızlık üretici bir ülke olmak zorunluluğu vardır. Bu yönlü çabalar, henüz olumlu bir sonuç vermemiş olsalar da, sürdürülmelidir.
11.2. Süt Sığırcılığı İşletmelerinin Başarılı Olma Koşulları

Entansif üretimi amaçlayan bir süt sığırcılığı işletmesinin başarısı, yeterli ve ucuz yem, yüksek verimli inekler, yetenekli ve bilgili bir işletmeci ile düzenli bir çiğ süt pazarının varlığına bağlıdır.
Yem
Siyah-Alaca gibi iri cüsseli sütçü ırkların sindirim sistemi 150-215 litre sıvıyı alacak kadar büyüktür. Fiziksel tokluk hissi sağlamak için bu hacmin doldurulması gerekir. Üretimin devamlılığı için de bu hacim içerisinde ihtiyaç duyulan besin maddelerinin verilmesi zorunludur. Bu amaçları gerçekleştirmek için hazırlanan yem kaynakları iki temel grupta toplanır. Bunlardan ilki, sığırların sindirim sistemlerinin düzenli çalışması ve tokluk hislerinin oluşması için gerekli olan kaba yemlerdir. Kaba yemler ya kurutulmuş ya da sulu formda yedirilirler. Kuru yonca ve kuru çayır otu kurutulmuş formda kaba yemlerin iyi örnekleridir. Sulu formda yedirilen yemlerin süt verimi bakımından da büyük önemi vardır. Bu nedenle hayvanların bütün yıl boyunca sulu kaba yem tüketmeleri istenir. Fakat vejetasyon buna uygun olmadığından, bazı yem bitkileri yeşilken biçilip, havasız ortamda saklanırlar. Silaj adı verilen bu yem, yılın her mevsiminde yedirilebilir. Böylece süt ineklerinin bütün yıl ihtiyaç duydukları sulu kaba yem karşılanmış olur.
Bir süt sığırı en azından canlı ağırlığının %1-1.5 kadarı kuru maddeyi kaba yemlerden sağlamalıdır. Örneğin 600 kg ağırlığındaki bir inek bu tip yemlerden en az 6-9 kg kuru madde sağlayacak miktarda tüketmelidir.
Bir süt sığırcılığı işletmesinin bu zorunluluğu ve genç hayvanları da dikkate alarak inek başına 5 dekar sulanabilir araziyi yem üretimine ayırması beklenir. Yeterli araziye sahip olmayan işletmeler, kaba yemin tamamı veya bir bölümünü satın almak yoluna giderler. Bu durumda süt üretim maliyeti oldukça artar. Bu artış ya kaba yemin artış fiyatından, ya da kaba yem satın almayan işletmelerde üretimin düşmesinden ileri gelir. Süt inekleri için önerilebilecek önemli kaba yem kaynaklarından ikisi yonca ve mısırdır. Bunlardan yonca, kurutulmuş olarak tüketilirken mısır, silaj olarak değerlendirilir.
Kesif yemler, süt üretiminde bulunan sığırcılık işletmeleri için gerekli olan ikinci yem grubunu oluştururlar. İşletmeler genellikle kesif yemi veya hammaddelerini satın alma yoluna giderler. Özellikle ekilebilir arazi varlığı düşük işletmeler için bu bir zorunluluktur. Türkiye’de yem sanayii bu tip ihtiyaçları kolayca karşılayabilecek nitelik ve niceliğe ulaşmış durumdadır.
Yüksek Verimli İnek
Süt sığırcılığında üretim birimi inektir. Bir ineğin, süt versin veya vermesin, yaşamını sürdürebilmesi için belirli miktar yem tüketmesi gerekir. Ayrıca, süt verimine bağlı olmaksızın belirli bir miktar iş gücüne ihtiyaç vardır. Bunun yanında sabit yatırım giderleri süt üretiminin düşük veya yüksek olmasına bağlı olarak değişmez. Bunlar dikkate alındığında, yüksek ve düşük verimli ineklerden sağlanan 1 kg süt için harcanan yem aynı bile olsa, sabit kabul edilebilecek giderler nedeniyle düşük verimli ineklerle çalışmak karlı olmayabilir. Bir başka ifade ile satılan süt arttıkça bunda sabit giderlerin payı azalır ve karlılık artar.
Örneğin, benzer koşullarda aynı canlı ağırlıktaki ineklerle çalışan üç ayrı işletmenin süt verimi sırasıyla 3000,6000 ve 9000 kg olsun. Bu işletmelerin inek başına ihtiyaç duyacakları kaba yem, işçilik ve masraflar yaklaşık aynı olacaktır. Fakat işletmelerin kesif yem tüketimleri süt üretimlerine bağlı olarak değişecektir. Yıllık 3000 kg süt üreten işletme yılda inek başına yaklaşık 1.25 ton, ortalama verimi 6000 kg olan işletme 3.5 ton, 9000 kg olan işletme de 6.5 ton kesif yem tüketecektir. Bir kg süt ile 2.5 kg kesif yem satın alınabildiği kabul edildiğinde bir ineğin ilk işletmede yaklaşık 500, ikinci işletmede 1400, üçüncü işletmede de 2600 kg süt eşdeğeri yem tüketeceği hesaplanabilir. Buna ek olarak kaba yem, işçilik ve amortismanlar gibi giderler için inek başına 1500 kg süt karşılığı harcama yapıldığı varsayıldığında inek başına yılda 3000 kg süt üreten işletmeye bir inekten sağlanan üretimin maliyeti 2000 kg, kar da 1000 kg süte eşdeğer olacaktır. Oysa ikinci işletmede gider 2900= ( 1500+1400) kg süt tutarı olduğu halde, gelir ( 6000-2900) = 3100 kg süt kadardır. Üçüncü işletmede 9000-4100=4900 kg süte eşdeğer olacaktır. Oldukça kaba sayılabilecek bu hesaplamada, farklı verim düzeyi ineklerden elde edilen buzağıların değeri eşit kabul edilmiştir. Oysa yüksek süt verilen sürülere ait hayvanların genellikle daha yüksek fiyatlara satılmaları söz konusudur.
Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, süt verimi arttıkça işletmenin net karı yükselecektir. Ne var ki bunun her koşulda geçerli olmadığı unutulmamalıdır. Burada özenle dikkate alınması gereken husus, işletmelerin üçünün de sözü edilen en yüksek miktarı üremeye elverişli olanaklara sahip olduklarının varsayıldığıdır. Yoksa koşulları yetersiz olan bir işletmenin yüksek verimi ineklerle çalışıyor olması, onun fazla kar etmesi bir yana, zarar etmesine de yol açabilir.
İşletmeler yüksek verimli ineklerle işe başlamış olmakla yetinemezler. Asıl yapılması gereken verimin sürekli olarak arttırılmasıdır. Bu da hem damızlık seçimine, özellikle boğaların seçimine, hem de çevre koşullarını iyileştirmeye önem vermekle sağlanabilir.
Yüksek verimli ineklere sahip olmanın en kısa yolu bunları satın almaktır. Yeni üretime başlayacak bir işletme için geçerli olan bu yol, düşük verimli ineklere sahip olanlar için uygun olmayabilir. Bu tip işletmeler, daha yüksek verimli sürülerden, özellikle erkek damızlık ya da sperma satın alarak sürünün gelecek yıllardaki verimini yükseltme yoluna gidebilirler.
Yetenekli ve Bilgili İşletmeci</B>
Süt sığırı yetiştiriciliği, birkaç farklı işin bir arada ve dikkatli bir şekilde yapılmasını gerektirir. İyi bir işletmeci, hayvanlardan yavru alma, sağım, sürünün bakım ve beslenmesi ile kaba yem üretimi ve depolama konularında yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Bunlara ek olarak iyi bir işletmeci olması beklenen yetiştiricinin ürünün satılması aşamasında iyi bir pazarlamacı, ihtiyaçların satın alınması aşamasında da usta bir alıcı olması zorunludur.
Pazarlama</B>
Kolay bozulabilen ve saklanması bir takım ek masraflar gerektiren ve yıl boyunca her gün üretimi söz konusu olan sütün çiğ olarak satılması istenir. Bu ancak iyi bir pazarlama ağı ile mümkündür. Gelişmiş ülkelerde çiğ sütün en önemli alıcısı süt fabrikalarıdır. Türkiye’de çiğ sütün doğrudan fabrikalara gitmesi için bir takım uğraşlar vardır. Ne var ki bu konuda henüz önemli bir başarı sağlanabilmiş değildir. Halen en kolay süt satabilen işletmeler büyük tüketim merkezleri civarında kurulmuş olanlardır. Son yıllarda, özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde, süt üreticilerinin kooperatifleri aracılığı ile pazarlama olanaklarını iyileştirme girişimleri başarılı olmuştur.
Tüketim merkezlerine uzak bazı işletmelerin sütü yağ, krema ve peynire işleyerek değerlendirme yoluna gitmeleri söz konusudur. Ne var ki bu tip uygulamalar, elde edilen ürünlerin pazarlanması yanında, üretimleri aşamasında da birtakım sorunları beraberinde getirmektedir.
11.3. Sığırcılık İşletmelerinde Genel Olarak Yapılacak Günlük İşler

İşletmenin karlılığı açısından oldukça önemlidir ve aşağıda ifade edilmiştir.
1)Yemleme :Genel olarak ifade etmek gerekirse sığırcılık işletmelerinde yemleme ve gübre temizliği günlük işlerin yarıdan çoğunu almaktadır. Bu nedenle yemleme ve gübre temizliğinde sağlanacak iş gücü tasarrufu işletmeye önemli ölçüde ekonomik katkı getirecek niteliktedir.
a)Yemlemeyi kolaylaştırma olanakları
Kaba ve yoğun yemlerin karıştırılarak verilmesi:
Kuru otlar batoz makinesinden veya sapdöverden geçirilmek suretiyle 1,5-3 cm büyüklüğünde parçalanarak diğer kaba yem ve yoğun yemlerle karışacak hale getirmemiz gerekmektedir. Yem katkı maddeleri ilavesiyle de dengeli bir yem karışımı hazırlamış oluruz. Böylece;
- Kuru otlardaki taşıma sırasındaki yem kaybı büyük ölçüde azalır.
- Parçalanmış yemlerin depo kolaylığı vardır.
Günlük yemlerin bir defada verilmesi:
Bu yöntem daha çok besi sığırcılığına uygundur. Çünkü besi sığırcılığında iştaha göre besleme uygulanmaktadır.
Temel yem hazırlanması:
Bu yöntem süt sığırcılığı işletmelerinde kullanılmaktadır. İşletmelere büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu işletmelerde değişik yaş,eşey,canlı ağırlık ve fizyolojik durumda hayvanlar bulunduğundan bunların her biri için ayrı rasyon düzenlemek gerekir.böyle bir uygulama oldukça zaman alır. Oysa tüm hayvanlar için bir temel yem hazırlanarak farklı durumdaki hayvanlara uygun miktarlarda temel yem verilebilir. Böylece sağmal ineklerin yaşama payı,genç dişilerin yaşama payı,gelişme payı,kurudaki ineklerin yaşama payı,gebelik payı bu karışımla karşılanabilir. Daha sonra farklı grupların eksik kalan gereksinimleri yoğun yemlerle desteklenebilir. Temel yem hazırlanırken bu yemin esasını kaba yemler oluşturmakla birlikte enerjiyi desteklemek için ise bir miktarda yoğun yem ilavesi yapılabilir.
b)Yemlemede göz önüne alınması gereken diğer konular:
Yemlemede etkin bir sonuca ulaşmak için zamanlamanın çok iyi ayarlanması gerekmektedir. Sığırlar sıcak günlerde toplam yem gereksinimlerinin büyük bir kısmını günün geç saatlerinde, kışın yada serin havalarda sabahın erken saatlerinde tüketirler. Bu bakımdan yeşil yemlerin sabahın erken saatlerinde verilmeye hazır hale getirilmesi için bir gün önceden soldurulması gerekmektedir.
Yemlemede hangi yemlerin önce verileceği de önem taşımaktadır. İşletme kaba ve yoğun yem karışımı sağlanamıyorsa önce kaba yem sonra ise yoğun yem verilmelidir. Hayvanın bir gün içersinde yem yeme durumuna göre yemin miktarı azaltılıp çoğaltılabilmektedir.
Yemlemede dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise,kaba yemlerin yeterince tüketilip tüketilmediğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Çünkü hayvanın yaşama payının tamamı verim payının ise bir kısmı kaba yemden karşılanmaktadır.
c) Süt Sığırları İçin Önerilen Bir Günlük Yemleme Programı:
Yemleme SaatiYem Çeşidi05:00Haylage06:30Mısır Slajı (Yüksek nemli tane mısır + %18 ham protein içeren tane yem karması) + Kuru ot10:00Haylage + Bir miktar tane yem karması17:00Saat 05:00 verilen yemin aynısı18:30Saat 06:30′da verilen yemin aynısı2) Sulama:
Sığırların genel olarak günlük su gereksinimleri bir yaşına kadar olan sığırlarda vücut ağırlığının %10,bir yaşından büyük sığırlarda ise %6-8’ i kadardır.
3) Sığırların altına serilen yataklığın kontrol edilip gerekli olduğu hallerde değiştirilmesi gerekmektedir.
4)Gerekli olduğu hallerde ahır içi gübre temizliği muhakkak yapılmalıdır.
11.4. Süt Sığırlarında Bakım, Besleme ve Yönetim

Süt sığırlarında bakım ve yönetim bir dişi hayvanın; doğmasından doğurmasına kadar geçirdiği dönemler izlenerek anlatılacaktır. Bu arada buzağı büyütme ve boğaların kullanımı konularına da değinilecektir.
Doğumdan 6 aylık yaşa kadar bir sığır yavrusu buzağı olarak isimlendirilir. Altı-On iki aylık yaştaki hayvanlara dana denir. Eğer söz konusu hayvan erkek ise, erkek dana, dişi ise dişi dana olarak adlandırılır. Bir yaşını dolduran sığırların isimlendirilmesinde cinsiyete göre farklılık vardır. Bir yaşından büyük erkeklere tosun, dişilere düve denir. Eğer bir tosun damızlıkta kullanılırsa boğa olarak nitelendirilir. Bu düve gebe kaldığında gebe düve, doğurunca inek adını alır. Tosun ya da boğa kastre edilmiş yani cinsel aktivitesi önlenmiş ise öküz adını alır.
11.4.1. Doğum

Bir ineğin doğuracağı tarih, aşım kayıtları varsa kolaylıkla tahmin edilebilir. Sığırlarda gebelik süresi ortalama 280 gün ( 9 ay 10 gün ) dür. Bazı durumlarda 240 gün gibi daha kısa ya da 320 gibi daha uzun süren gebeliklerden de sağlıklı yavrular elde edilebilir.
Aşım kayıtları tutulmayan sürülerde doğum yaklaştığı, hayvanın hareketleri ve vücudunda meydana gelen değişmelerden kestirilebilir. Doğumu yaklaşan ineklerde en önemli belirti memenin gelişmesidir. Bunun dışında hayvan sakinleşir ve hareketleri yavaşlar, gerginleşir, vulva şişer ve mukoz akıntı artar, sağrı bağlarının gevşemesi nedeniyle kuyruğun etrafında çukurluk oluşur, karnın üst kısmı hafifçe içeri çöker.


Resim 11.1. Doğumun başlangıcı.

Kayıtlardan ya da dış görünüşlerden yararlanılarak yaklaşık 1 hafta sonra doğuracağı tahmin edilen hayvan doğum bölmesine alınmalıdır. Doğum bölümleri ahırda bu amaçla yapılmış, yaklaşık 12-16 m2′lik alanlardır. Temiz ve dezenfekte edilmiş doğum bölmesine bol yataklık serilmesi ve hayvan doğum gerçekleşinceye kadar bağlanmamalıdır. Doğum ise mutlaka veteriner hekim kontrolünde yaptırılmalıdır.
Doğum olayını iki ana gruba ayırabiliriz.
Genital Yolların Dilatastonu : Bunun asıl nedeni döl yatağı kaslarının yavruyu dışarı çıkartmak için yaptığı basınçtır. Yaklaşık 4-6 saattir.
Dışarı Atma ilatasyondan hemen sonra gelir. Döl yatağı ve karın kaslarının yavruyu dışarıya itişinin sonucudur. Bu aşamada yetiştiriciye gerek duyulabilir. İneğin yatış pozisyonu da önemli olup yavrunun çıkışını kolaylaştırır.
11.4.2. Buzağıların Bakımı, Beslemesi ve Kontrolü

Sağlıklı bir yavru alınabilmesi için yetiştirici,buzağının dünyaya gelmesi anında gelebilecek sorunlara müdahale için iyi bir gözlemci olmak zorundadır. Doğum sonrasında ise buzağılar mikroorganizmalarla tanışmadıkları için mikropsuz bir ortam sağlanması şarttır. Bundan dolayı buzağılara uygulanması gereken ilk tıbbi müdahale şunlardır.
- Nefes almada herhangi bir problem var ise yardımcı olmamız gerekmektedir.
- Göbek bağının dezenfekte edilmesi gerekmektedir.
- Doğumdan sonra yavruyu annesinin yalaması sağlanmalıdır. Eğer anne yalamıyorsa temiz ve kuru bir bezle yavru güzelce temizlenmelidir.
- Buzağılar için ayrılan yerin hijyenik durumunun kontrol edilip, kuru samandan oluşan yataklık serilmelidir.
- Buzağıyı ilk 24 saat kontrol altında tutmamız lazım ve annesinden ayırmamız gerekmektedir.
- Ağız sütü vermemiz gerekmektedir.


Resim 11.2. Yeni doğmuş bir buzağı.

Buzağılar, tanınmalarını sağlamak amacıyla numaralanırlar. Numaralama işlemi, kulağa plastik veya metal numara takılarak yapılabildiği gibi döğmeyi andıran bir teknikle ( tetovir ) numaranın kulak içine yazılması şeklinde de yapılır. Bunların dışında tanımayı sağlayacak numaraların sıcak ve soğuk dağlama ile vücudun uygun yerlerine yazılması da mümkündür.


Resim 11.3. Modern bir işaretleme yöntemi.

Süt içme devresinde buzağıların ayrı ayrı bölmelerde ( buzağı bölmeleri ) ya da gruplar halinde tutulmaları söz konusudur. Özellikle, besleme kolaylığı, bireysel izleme imkanı vermesi ve hastalıkların yayılmasını önleyici etkisi nedeniyle bireysel barındırma tercih edilmelidir.
Buzağılar için optimum sıcaklık 10-150C olmasına rağmen çok soğuk olmayan yörelerde, örneğin İç Anadolu Bölgesi’nde herhangi bölmelerde büyütmek mümkündür. Buzağılar için asıl problemin soğuk değil, çok sık ve ani sıcaklık değişmeleri olduğu bilinmelidir.
- Buzağının Beslenmesi
Buzağılar doğumdan hemen sonra yaklaşık üç litre ağız sütü (Kolastrum) verilmeli ve annesini emmeye alıştırılmalıdır. İkinci öğün ise yaklaşık 12 saat sonra verilmelidir. İlk 24 saat içinde annesini emmeye izin verilmeli ve bu devreden sonra annesinden ayrılmalıdır. Dördüncü güne kadar ağız sütü ile beslenmelidir. Ağız sütü,buzağıların bağırsaklarını temizler,hastalıklara karşı korur direncini artırır,buzağı sağlam yapılı olur. Buzağıya ikinci gününden sonra yeter miktarda suyunun da verilmesi gerekmektedir. Birinci günden sonra buzağı elle beslemeye alıştırılmalıdır. Elle besleme sayesinde ne kadar süt verileceği hesaplanır ve bu sayede yetersiz besleme ve fazla süt içirmenin zararları önlenmiş olur. Buzağılara kapla süt verilecekse kaplar temiz olmalı ve sütün sıcaklığı 36-37 derece olmalıdır.
Buzağılara 4-27. Günler arasında süt yada süt ikame yemi,buzağı başlangıç yemi ve su verilmelidir. Verilecek süt ikame yeminin kuru maddesi %11-12,5 olmalı ve yavruya doğum ağırlığının %10’u kadar soğuk havalarda ise (-10,-15 derecede) %25-50 ek kuru madde verilmelidir.


Resim 11.4. Emzirmede sağılacak inek buzağısını yanında ister.

28-35. günler arasında günde 700-900 gram buzağı başlangıç yemi verilmelidir. Su daima hazır bulundurulmalıdır. İleri aşamalarda buzağı başlangıç yemi tüketimine bağlı olarak süt yada süt ikame yemleri %25-50 azaltılmalıdır.
56. güne gelinceye kadar günlük buzağı başlangıç yemi tüketimi arzulanan düzeye gelince süt yada süt ikame yemi kesilmelidir. Buzağı yaklaşık 8-10 haftalık oluncaya kadar kaba yem verilmemelidir.
Sütten kesilen buzağılar genellikle küçük gruplar halinde barındırılırlar. Grupların yaş ve ağırlık olarak birbirine yakın hayvanlardan oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Erkek ve dişi buzağılar 4-5 aylık yaşa kadar aynı grupta tutulabilirler. Fakat bu çağdan sonra grupların oluşturulmasında yaş ve ağırlık yanında cinsiyette de göz önüne alınmalıdır.


Resim 11.5. Buzağılara kova ile de süt verilebilir.

Dişi buzağıların hemen tamamı damızlıkta kullanılmak üzere, erkeklerin ise büyük bir bölümü veya tamamı et üretimi amacıyla büyütülür. Bu nedenle erkeklerle dişilerin bakım ve beslenmelerinde farklı yollar izlenir.
Sütten kesilen dişi buzağılar ilk kez damızlıkta kullanılacakları çağa kadar işletmeye fazla yük getirmezler. Bu dönemdeki bakım ve besleme, hayvanların ilk aşım yaşında, ırka özgü ilk damızlıkta kullanma ağırlığına ulaşmasını sağlayacak biçimde düzenlenir.
Sütten kesilen buzağılara hayvan başına yaklaşık günde yarım ila iki kilo arasında kesif yem ve iyi kaliteli kuru ot verilir. Ayrıca önlerinde devamlı temiz su bulundurmamız gerekmektedir. Altı aylık oluncaya kadar buzağılara verilecek kesif yeme; %24 Arpa,%25 Buğday,%20 Yulaf,%10 Ayçiçeği Küspesi,%20 Soya Fasulyesi Küspesi,%0,5 Mineral Karması + Tuz,%0,5 Vitamin karması örnek olabilir.
11.4.3. Dana ve Düvelerin Bakımı Ve Beslenmesi

Hepimizin bildiği gibi 6 ila 12 aylık yaşta olan yavruya dana,12 . aydan doğuma kadar olan yaşta ise dişi sığıra düve diyoruz. Daha önceki konularımızda yavrunun altıncı ayına kadar ki bakım ve beslemesini anlatmıştık. Bu dönemden sonra ise erkek ve dişi danalar ayrılırlar. Damızlığa alınan erkek danalar özel bir bakım ve beslemeye tabii tutulur,diğerleri ise kasaplık olarak besiye alınır. Dişi danalardan;kuvvetli,canlı,düzgün,sağlıklı,düzgün vücutlu ve derisi yumuşak olanlar damızlığa ayrılırlar. Erkek ve dişi danalar merada beslenmeleri en iyi usuldür. Hayvanlar günde 15-20 kg mera otu yerler ve böylece ihtiyaçlarını tümüyle karşılamış olurlar. Otlatma yaptığımız mera şayet iyi kalitede ota sahip değilse yaklaşık günde bir kilo karma yem desteklemesi gerekmektedir. Şayet işletmenin merası yok ise günde yarım ila iki kilo arasında kesif yem,kaliteli kuru ot,kuru yoncada verilmelidir. İster merada ,ister ahırda beslensin,danalara mineral madde ve tuz vermek şarttır. Mineral karması verilebilir,önlerine içersinde bir çok mineral bulunan yalama taşı konabilir.


Resim 11.1. Dengeli beslenme çok önemlidir.

Birinci yıldan sonraki dönemde düvelerin ihtiyacına tam olarak cevap verilmelidir. Bilindiği gibi vücut gelişmesi,cinsel olgunluk,fertilite,memenin fonksiyon göstermesi ve süt üretimi;yem rasyonlarıyla sağlanacak gelişmesine bağlıdır. Bu sebepten düvelere kesif yem verilmeye devam edilir ve fazla kaba yem verilmez bunun yerine besleyici yemler tercih edilir. Elde mevcut olan yemlere göre ;
- Kuru Çayır Otu + Çayır Slajı
Kuru Çayır Otu + Yemlik Pancar
Kuru Çayır Otu + Mısır Slajı + Çayır Slajı şeklinde yemleme yapılabir. Bu yemlere mineralde eklenir.


Resim 11.1. Kesif yem yanında kaliteli ot da verilmelidir.

Düvelerin Canlı Ağırlıklarına Göre Besin Madde İhtiyaçları
C.A. (kg) K.M. (kg)U.F.PRO. (g)CA. (g) Karoten (mg)VİDT (IU)P (g)1002,72,62851611800111503,83,233518,613,7 100013,7 204,83,637019,6151200152505,74,138018,515120015300 6,74,6395————3507,54,7410————4008,34,8430————4508,95,0435————5009,45,2450————11.4.4. Süt İneklerinin Bakımı ve Beslenmesi

Bilindiği üzere gebe bir düve doğumdan sonra inek ismi ile adlandırılmaktadır. Sığırlarda, doğumun çoğunlukla normal olduğu fakat sorun çıktığında da yardım gerektiği daha önce belirtilmiştir. Doğuran bir ineğin, doğumu izleyen 8 saat içerisinde yavru zarlarını atması beklenir. Sonun atılması olarak isimlendirilen bu olayın gecikmesi söz konusu ise, 48 saati geçirmeden, deneyimli bir veteriner hekim tarafından müdahale edilmesi sağlanmalıdır. İnekler sonu yeme eğilimindedirler. Sonu önlemek için ineklerin son atılıncaya kadar kontrol altında tutulmaları ya da bağlanmaları uygundur.
Doğumla birlikte süt üretimi de başlar ve inek kuruya çıkncaya yada çıkarılıncaya dek sürer. Doğumu izleyen ilk 2-5 günde analarıyla birlikte olan buzağılar , çoğunlukla üretilen sütün tamamını tüketemezler. Bu nedenle, buzağının bıraktığı süt mutlaka sağılmalıdır. Eğer elden emzirme uygulanmakta ise sağım, ikiden az olmamak üzere, günün belirli zamanlarında yapılmalıdır. Yeni doğuran ineklerde meme ödemli olduğundan tam sağım yapılmayabilir. Böyle durumlarda inek sürüye katılıncaya dek yaklaşık bir hafta daha sık sağılmalıdır.
İneklerden yılda bir buzağı almak amaçtır. Bu nedenle doğumu takiben en geç 70-90. günler arasında ineğin tekrar gebe kalması istenir. Gebe kalan ineklerin gebeliklerinin 7. ayının sonunda sağılmalarından vazgeçilmelidir. Kuruya çıkarma olarak adlandırılan bu işlemden doğuruncaya kadar geçen süre kuruda kalma süresi olarak adlandırılır.
- Süt İneğinin Beslenmesi
İneğin süt üretimindeki artış dikkatlice yapılmış seleksiyon ve çevre şartlarının düzeltilmesinin bir sonucudur. Beslenme; sütün kalitesi,miktarı ve hayvan sağlığı bakımından ilk sırada yer alır.
Hayvanların gıda maddelerine olan ihtiyacı,yaşamlarını asgari düzeyde sürdürebilmek ve üretmek için gereksinim duydukları bütün gıdanın verilmesi demektir.Gıda gereksinimi canlı ağırlık,günlük üretilen süt miktarı,ilk doğumunu yapmış olanların muhtemel gelişmesiyle laktasyonun ikinci döneminde ağırlık artışı,gebelik ve barınak tipi gibi faktörler etkilidir. Gıda gereksinimleri enerji,protein,mineral maddeler,vitamin ve su gibi öğelerdir.
Geviş getiren hayvanlar öncelikle kaba yemleri tercih ederler. Özel sindirim sistemlerine sahip olduklarından bu yemlerden gerekli gıdayı alabilirler. Geviş getiren hayvanların midesi dört gözlüdür. İlk üçüne karıncık diğerine ise asıl mide adı verilir. Karıncık denilen midede bulunan bakteriler kendi yaşam ve gelişmeleri için besin madde gereksinimlerini burada karşılarlar. Bu işlemle asetik asit,propiyonik asit,bütürük asit gibi uçucu yağ asitleri oluşur. Bu yağ asitleri sığıra gereksinim duydukları enerjinin büyük bir bölümünü sağlarlar. Asıl midede ise sığır için gerekli protein sağlanır. Ayrıca sütteki mevcut yağ ve protein miktarı karıncıktaki fermantasyona bağlıdır. Hayvan için hazırlanacak rasyonlarda az kaba yem kullanımı karıncıkta asetik asit üretimini frenler ve bu durum sütteki yağ miktarının düşük olmasına neden olur.
Sağılan ineklerde yemleme süt verimine göre yapılmaktadır. Mineral madde ve tuz eksiği kontrol edilmelidir. Küspe artışı birdenbire yapılmamalıdır. Kuru yemlerle yapılan yemlemede suya dikkat edilmelidir.
Hayvanların beslenmesinde rasyon iki şekilde hazırlanır.
Bütün ihtiyaçları hep birlikte dikkate alınarak rasyon hazırlanır.
Yaşama ve Verim Payları ayrı ayrı hesaplanır.
Evcil hayvanların yemlerle aldıkları besin maddelerinin bir kısmını(%33-60)hayatlarının devamı için sarfaderler ve geri kalan kısmını ise insanlar için gerekli hayvansal ürünlere çevirirler.
Yaşama Payı ihtiyaçları hayvanın yaşamını devam ettirmesi ve hiçbir verim vermeden organizma faaliyetlerinin minimum durumda olduğu zaman vücut yapısını sağlam tutacak besin madde gereksinimlerine yaşama payı ihtiyaçları denir. Yukarda bahsettiğimiz kaba yemler hayvanın yaşama payı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde olmalıdır. Süt ineklerinin her 100 kg da canlı ağırlık için kaba yem ihtiyacı 1,5-2,5 kg’ dır. Verilecek bu miktarda kaba yem iyi kalitede olursa birazda verim payını karşılayabiliriz.
İnsanların faydalanacağı hayvansal ürünlerin üretimi ise verim payı verim payı ihtiyaçlarının hayvanların yaş,cins,verim cinsine karşılanmalıdır. Verim payı ihtiyaçları genelde kesif yemlerle karşılanmaktadır.
Hayvanların kesif yem miktarları :
a) Irk ve süt verimine göre hesaplanır.
b) Yağ verimine hesaplanır : Yağ verimine göre kesif yem miktarının hesaplanmasında iki metot uygulanır.
- Süt ineğinin günlük kesif yem miktarı ineğin haftalık yağ verimi kadardır.
Örneğin :İneğimiz bir günde %4 yağlı 20 kg kadar süt versin.
Kesif Yem İhtiyacımız = 20 x 0,04 x 7 = 5,5 Kg/gün
- Bu verime sahip bir ineğin günlük kesif yem ihtiyacı ineğin aylık yağ veriminin 4,4 sabitine bölünmesiyle de bulunur. 20×0,04×30/4,4 = 5,5 kg/gün.
Hayvanın yaşam faaliyetlerinin devamı ve ürünlerinin miktar ve kalitesinin arttırılması için yemleme bir gün içersinde çok defa yapılmalıdır. Kesif yemler bir günde 4-6 defa kaba yemler ise günde iki defa verilmelidir. Az miktarda sık yemleme hayvanların besin maddelerinden yararlanma yüzdesini artırmaktadır.
Şayet temel rasyon orta kalitedeki kuru otlardan oluşuyorsa verilecek kesif yemin miktarında aşağıdaki miktarlardan faydalanabiliriz.
Günlük Süt Üretimi (kg)101520253035Günlük Keşif Yem Miktarı (kg)2,54,56,58,510,512,5Hayatın devamı için organizmadaki günlük fizyolojik fonksiyonların sürekli ve muntazam bir şekilde yürütülmesi için aşağıdaki maddelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
1. Sıcaklık: Sığırların vücut sıcaklığı 37-41 derecedir. Vücut sıcaklığının devamlı olarak bu seviyede tutulması için gerekli olan çevre sıcaklığı 11-12 derece olmalıdır. Çevre sıcaklığının çok fazla artması süt hayvanlarında metabolizma faaliyetlerini arttırır,besin madde sarfiyatını yükseltir,buna paralel olarak süt verimi düşer. Böyle zamanlarda serin yerler soruna çözüm olabilmektedir.
2. Enerji: Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre hayvanların yaşama payları için gerekli olan enerji hayvanın canlı ağırlığının 0,87 inci kuvvet faktörü kadardır.
3. Protein İhtiyaçları: Protein hayatın devamlığı için en önemli besin maddesidir. Hücrelerin tekrar yerine konulmasında, yıpranan hücrelerin tamirinde, tırnak, kıl, tüy,boynuzların büyümesinde, gerekli hormonların salgılanmasında, vücudun korunması için bağışıklık maddelerinin yapımında vb. bir çok metabolik olaylarda mutlak suretle ihtiyaç vardır. Rasyonel beslenme içersinde protein ihtiyaçlarını bilmek ve hesaplamak en önemli konudur. Hayvanlarda minimum protein miktarı üzerinde yapılan denemelerde sığırlarda her 100 kg canlı ağırlık için 45-55 g ham proteine ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir.
4. Mineral Madde İhtiyacı: Yaşama Payı İhtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmış bir rasyon yaşama payı için gerekli olan mineral madde ihtiyacını tuz hariç genelde karşılamaktadır.
5. Vitaminler: Yaşama payı için verilecek yem hayvanların ihtiyacı olan vitaminleri mutlak suretle karşılayacak özelliğe sahip olmalıdır. Normal yemlerle hazırlanmış bir rasyon yaşama payı için gerekli olan A ve D vitamin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmektedir. B vitamini ise ruminantların ön midelerinde bakteriler tarafından sentezlendiğinden yaşama payı ihtiyacını karşılamaktadır.
6. Su İhtiyacı: Hayatın idamesi için yapılan beslemede bir önemli konu ise sudur. Yeterince temiz ve ısısı 10-15 derece aralığında olan su hayvanın hoşlanarak içeceği özellikte olan sudur. Hayvanlara verilecek su miktarı, hayvanın yediği yemin cinsine, yemdeki mineral madde miktarına, muhitin ısı ve rutubetine ve çeşitli verimlerine bağlıdır.
7. Yağ Asitleri: Günlük hazırlanan normal yemler hayvanın yaşama payı için gerekli olan yağı sağlamaktadır. Bu yüzden yağ takviyesine gerek yoktur.
8. Hava: Barınaktaki oksijen yetersizliği de oldukça önemlidir. Oksijen yetersizliği hayvanın hemen ölümüne neden olmaktadır. Bu sebeple ahırlarda havalandırma tertibatının bulunması şarttır.
9. Kuru Madde: Büyükbaş hayvanların (sığır) canlı ağırlığın 1/40 oranında kuru maddeye ihtiyacı vardır.
Yaşama Payı İhtiyaçlarının Karşılanmasında Kullanılan Yemler;
Birçok işletmede hayvanların yaşama payı ihtiyaçları elde mevcut mera yemleri ile veya kaba ve sulu yemlerle karşılanmaktadır.
Beslenmenin ekonomik olması için işletmeye ait yemlerin kullanılması en doğru yoldur. Hayvanların ihtiyacı olan kaba yemi kendisi üretmeyen işletmeler dışardan karşılama yoluna gitmektedir. Genel olarak kullanılan kaba yemler şunlardır ; saman, kavuz, çeşitli kuru otlar, muhtelif otlardan yapılmış kesler, mısır sapı, bazı ağaç yaprakları ve sürgünleri, şeker pancarının yaş-kuru posaları, baş ve yaprakları(kurutulmuş, silo edilmiş), mısır hasılı ve diğer yeşil yemler ve bunların silo yemleri, hayvan pancarı vb. Orta kalitedeki meralar yaşama payından fazlasını karşılamaktadır.
11.4.5. Gebe Hayvanların Bakımı ve Beslenmesi

Gebe hayvanlarda hayvanın kuruya çıktığı dönemde çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Gebeliğin son bir haftasında karbonhidratlarla beslenme yapılmalı yemler vitamin A bakımından zengin olmalıdır. Gebe hayvanlara karbonhidratça fakir yemler verilmemelidir. Aksi takdirde kandaki şeker miktarı düşmektedir.
Gebe ineklere şişkinlik yapan yemler, küflü yem, kepek, küspe verilmemelidir. Bu yemler yavru atmaya sebep olurlar. Gebe hayvanlara soğuk yem ve soğuk su verilmemelidir. İçecekleri suyun ısısı 18 °C olmalıdır. Isı 18 °C üzerine çıkarsa hayvan fazlaca su tüketir ve şişkinlik yapar, hayvan yem yiyemez.
Merada otlatma yapılacaksa, otlatma saat 14.00 de ve akşam saatlerinde yapılmalıdır.
Gebe hayvanlara doğumdan bir hafta önce üç kg kadar kesif yem vermeye başlamalıyız. Doğumdan sonra ise kesif yem miktarı dereceli olarak üç günde bir kg arttırılmalıdır.
Kuruya çıkarma gebe hayvanlardan doğumdan 1,5-2 ay önce olmaktadır. Kuruya çıkarılmadan iki üç gün önce kesif yem kesilmelidir veya 1,5-2,5 kg’ dan fazla kesif yem kullanmak gereksizdir. Böylece süt verimi azalacak ve kuruya çıkarma kolaylaşacaktır. Ayrıca yine bu dönemde ; aşırı ölçüde kuru ot, yonca ve silaj (7-8 kg’ dan fazlası) kullanmak iyi değildir. Vitamin ilaveleri de yararlı olacaktır. Göz önünde tutulması gereken diğer bir nokta ise Kalsiyum ve fosfor miktarı ve dengesidir.
11.4.6. Boğaların Bakım Ve Beslenmesi

Sağlıklı ve verimli yavrular elde etmek için vasıflı, üstün verimli boğalara ihtiyaç vardır. Damızlıkta kullanılacak hayvanlar buzağı döneminden itibaren çok iyi bakıma alınırlar. Bunlar özel olarak beslenirler.
-Boğa Beslemede Üç Dönem
Boğalar ergin hale gelinceye kadar geçirdikleri üç dönemde farklı şekilde beslenirler. Bu üç dönem ; buzağı dönemi, Gelişme dönemi, boğalık dönemi olarak adlandırılır.
1. Buzağı Döneminde Besleme: Daha önceki konularımızda buzağı besleme izah edilmiştir. Damızlık olsun olmasın doğumdan sonraki ilk haftalarda bütün buzağıların beslenmesi aynidir.
Birinci hafta başında Montofon ve Holştayn buzağılara 3-4 kg/gün süt verilir. Jersey buzağılara 1,5-2 jg/gün süt verilir. Genel olarak içirilecek süt miktarı buzağının canlı ağırlığının onda biri kadardır.
İkinci hafta boğa olacak buzağılar seçilir. Bunlar özel bakım ve beslemeye alınır. Süt ile besleme yanında buzağılara başka yemlerde yedirilir. Bunlar; kaliteli kaba yemler, kuru yonca, kuru ot ve kesif yem gibi yemlerdir.
2. Gelişme döneminde besleme:
Beslemede gelişme dönemi çok önemlidir. Buzağılar dört aylık olduktan sonra da özel olarak beslemeye devam edilmelidir. Verilen kuru ot, çeşitli otlardan oluşmalıdır. Yonca ve korunga ihmal edilmemelidir. Yedirilen otlar uygun biçim zamanında biçilmeli ve sarartılmadan kurutularak depolanmalıdır. Boğa adaylarına kışın ve baharda havuç da verilmelidir.
Boğa adaylarına gelişme döneminde verilecek kesif yem örnekleri aşağıdadır:
1. Örnek
YEMLERMİKTARLARYulaf Kırması40 kısımSoya Küspesi15 kısım1. Kalite Pamuk Tohumu Küspesi10 kısım1. Kalite Ayçiçeği Tohumu Küspesi10 kısımKeten Tohumu Küspesi10 kısımBuğday Kepeği8 kısımTicari Mineral Karma2 kısımİyi Kalite Balık Unu5 kısım2. Örnek
YEMLERMİKTARLARYulaf Kırması45 kısımSoya Küspesi15 kısım1. Kalite Pamuk Tohumu Küspesi15 kısım1. Kalite Ayçiçeği Tohumu Küspesi10 kısımBakla Kırması8 kısımTicari Mineral Karma2 kısımİyi Kalite Balık Unu5 kısım3. Boğalık Döneminde Beslenme:


Resim 11.1. İyi beslenmiş bir boğa.

Boğalar içersinde zengin besin maddeleri olan yemlerle beslenmelidir. Yemlerin taze, temiz ve kaliteli olması gerekir. Boğalar gelişme dönemindeki yemlerle beslenmeye devam edilirler. Ancak aşım durumuna göre hayvanın ihtiyaç duyacağı miktarda protein ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla günde 4-6 yumurta, 1-2 kg kuru üzüm ilave olarak verilmelidir. Ayrıca sperma verimini artırmak ve kaliteli sperma almak amacıyla zaman zaman havuç vermek de uygundur. Zira havuç boğaların ihtiyaç duydukları vitamin bakımından oldukça zengindir.
900 kg Canlı Ağırlık İçinMiktarlarÇeşitli türlerde iyi kalite kuru ot3 kgYonca otu4 kgHavuç3 kgKonsantre yem3,5 kg
1100 kg Canlı Ağırlık İçinMiktarlarÇeşitli türlerde iyi kalite kuru ot4 kgYonca otu5 kgHavuç3 kgKonsantre yem4 kgHoştayn ve Montofon Damızlık Erkek Buzağılar İçin Günlük Süt ve Yem Tüketimi Miktarları
Yaş (hafta)Tam Yağlı Süt (kg)Yavan Süt (kg)İyi Kalite Kuru Ot (g)Buzağı Konsantre Yemi (g)25–100 35,5-10020046-15030057-20040068-25050079130060088240070097350010001064600120011557 00140012468001600133790017001428100018001519100020 0016-910002000Jersey Damızlık Erkek Buzağılar İçin Günlük Süt ve Yem Tüketimi Miktarları
Yaş (hafta)Tam Yağlı Süt (kg)Yavan Süt (kg)İyi Kalite Kuru Ot (g)Buzağı Konsantre Yemi (g)24–5035-50010046-10020056-15030066-20040075125050084225060093330070010244008001115450 90012-6500100013-6600120014-6700140015-6800160016-6900160011.5. Süt Sığırcılığında Laktasyon ve Bakım

11.5.1. Laktasyon

Doğumu takiben süt üretimi başlar. Daha öncede açıklandığı gibi ilk günlerde elde edilen ağız sütü normal sütten oldukça farklıdır. Ağız sütü 3. günden sonra normal süte dönmeye başlar ve 5-7 gün içerisinde tamamen normal süt haline gelir. Doğumu takiben süt üretiminin başlaması laktasyonun başlaması olarak adlandırılır. Hayvanın iki doğumu arasında sağıldığı süre de laktasyon süresidir.
Sığırda laktasyon süresinin 10 ay ( 305 gün ) olması istenir. Böylece yılda bir doğum elde edilebildiği gibi, memenin bir sonraki laktasyona hazırlanması için gerekli olan 60 günlük süre de ( kuru dönem ) sağlanmış olur.
Sığırlarda laktasyonun başında süt verimi bir miktar düşüktür. Doğumdan sonra yavaş yavaş artarak 1.5-2 ay sonra en yüksek noktasına ulaşır. Bu dönemden sonra da tekrar azalmaya başlar. Eğer inek daha önce kuruya çıkmamış ise doğumuna yaklaşık 2 ay kala sağıma son verilir.
Laktasyon süresinde sadece günlük süt verimi değişmez. Sütün yağ ve protein oranı da değişir ve her ikisi de süt verimindeki azalmanın aksine artar.
11.5.2. Sağım

Süt sığırcılığı işletmelerinde sağım günlük işler içinde en çok üzerinde durulması gereken konulardan birisidir. Sağımın usulüce uygun olarak yapılması hayvanlardan elde edilebilecek verimin tamamının alınması, meme sağlığının korunması ve nitelikli süt eldesi bakımından önem taşır. Anlaşılacağı üzere bütün bunlar işletmenin karlılığını doğrudan etkileyen etmenlerdir.


Resim 11.6. İneğin memesi.

Sağım elle ve makineli olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Makineli sağım birkaç küçük sakıncası dışında her yönden elle sağılma üstündür. Bu durum aşağıda geniş olarak tartışılmıştır.
a) Elle Sağım
Günümüzde pek çok işletmede sağıl elle yapılmaktadır. Uygun şekilde yapıldığı takdirde bu yöntemle hayvanların meme sağlığının daha yakından izlenmesi ve korunması olanaklıdır.
Elle sağım iyi şekilde nasıl yapılır?
Temiz süt elde edebilmek için her şeyden önce hayvanın özellikle meme bölgesinin temiz olması gerekir. Her gün bir defa yapılacak tımar hayvanda yeterli düzeyde genel vücut temizliği sağlayabilir. Sağım öncesinde memenin suyla yıkanması gereklidir. Olanak varsa yıkama suyunun vücut sıcaklığına yakın olmasında fayda vardır. Böylece kirler daha kolay çıkar ve hayvan ılık suyla yıkanmaktan hoşlanır. Yıkama işlemi bir sünger yardımıyla kolayca yapılabilir. Ancak burada unutulmaması gereken sadece memenin temizlenmesi değil aynı zamanda bu işlemin bir masaj etkisi göstermesidir. Bu nedenle işlemin meme temizlenmiş olsa dahi bir dakika kadar devam ettirilmesi gerekir. Böylece sütün salgılanması için hormonal etki tam olarak ortaya çıkarılmış olur. Bu etki o kadar önemlidir ki bazı ineklerde yeteri kadar masaj yapıldığında süt kendiliğinden meme başlarından akmaya başlar. Temizlik ve masajdan sonra meme temiz bir havlu yardımı ile kurulanmalıdır. Islak bir memeden rahatlıkla sağım yapılmayacağı gibi meme başları kaygan olmayacağı için inek rahatsız olur ve tekme atlatabilir. Kurulmadan sonra sağımcının avuç içlerini vazelin ile yağlaması gerekir. Vazelin işletmede başka amaçlarla da kullanıldığından fazla alınmasının sakıncası yoktur. Bu işlemler hızla tamamlandıktan sonra hemen sağım işine geçilmeli ve sağım çabuklukla yapılıp bitirilmelidir. Çünkü masaj etkisi ile salgılanan oksitosin etkisi 8-10 dakika kadar devam eder. Sağım bu süre içinde bitirilmezse yeni bir masaj gerekebilir. İneğin süt akıtma hızına da bağlı olmakla birlikte iyi bir sağıcı dakikada 1 litre süt sağılabilir. Sağımda meme başlarının kaygan hale getirilmesi için süte ıslatma kesinlikle yapılmamalıdır. Ülkemizde elle yapılan sağımda hemen hemen bütün yetiştiricilerin uyguladığı bu yöntem son derece zararlıdır. Çünkü sağımdan sonra meme başlarının girintileri üzerinde kalan süt artıkları mikropların üremesi için son derece uygun bir ortam hazırlar. Bu durum sürüde matitisin (meme iltihabı) yayılmasından önemli bir etmendir. Usulüne uygun bir sağımdan son meme başlarının mikrop üremesini önleyici bazı preparatlarla ilaçlanması da gereklidir.


Resim 11.7. Süt sağımı.

Ülkemizdeki yetiştiricilerin bir başka kötü alışkanlığı da ineklerin buzağısına gösterilerek yani önce buzağının bir miktar süt emmesine izin verildikten sonra sağıma geçmesidir. Bazı yetiştiriciler sağım bittikten sonra aynı buzağıyı tekrar anasının yanına bırakmakta ve kalan sütün tamamının yavru tarafından alınmasını sağlamaktadır. Bu yöntemin iyi tarafı memede hiçbir zaman kalıntı olmaması dolayısıyla mastit tehlikesinin azalmasıdır. Belki bu yolla inekten biraz fazla süt de alınabilmektedir. Ancak yönetimin birçok sakıncaları vardır. Bunlarda en önemlisi böyle alıştırılan ineklerin makineli sağım yapan işletmeler tarafından satın alındıklarında makineyi alışmakta büyük güçlük çıkarmaları ve çoğunlukla bu hayvanların makine ile sağımlarına olarak bulunmamasıdır. Öte yandan buzağı göstererek sağım, işgücü gereksinimini birkaç kat arttırmaktadır. Bu yöntemde inekten alınan toplam süt biraz fazla olmakla birlikte satışa sunulacak süt miktarı azalmaktadır. Çünkü buzağının içeceği süt miktarını tam olarak denetlemek olası değildir. İnek herzaman için bir miktar sütü buzağısına saklayacaktır ve bunun alınması nacak doğal emiştirme ile olasıdır. Sonuçta bazı buzağılar gereğinden fazla süt içeceğinden hem buzağı besleme maliyeti yükselmekte hem de fazla içilen süt nedeniyle ishal gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Sütün olabildiğince temiz elde edilebilmesi için sağım tercihen açık havada yapılmalı, bu olanak yoksa ahır içi sağım öncesinden havalandırılmalıdır. Sağım başlamadan önce memelerin mastit yönünden kontrolü yapılmalıdır. Bu amaçla her meme başından 3-4 cc kadar süt siyah bir zemin üzerine sağılarak gözle muayene edilmeli ve sütün normal kıvamda olup olmadığı denetlenmelidir. Şüpheli hayvanlarda daha kesin sonuçlar veren yöntemlerle mastit aranmalıdır. Sağılan bu sütler kesinlikle yere dökülmemelidir. En iyisi bu amaçla kullanılmak üzere yapılmış plastik kaplardan yararlanılmasıdır.
Elle sağım meme başlarının şekil ve büyüklüğüne bağlı olarak üç şekilde yapılabilir.
-Avuç içi sağım: Elle sağımın en elverişli yöntemidir. Meme başlarının yeteri kadar uzun ve avuç içini dolduracak çapta olması halinde uygulanabilir. Bu yöntemde, yukarıda anlatılan hazırlık işlemleri yapıldıktan sonra meme başı üst kısmından baş ve işaret parmaklarıyla sıkıştırılarak boğulur. Böylece bir miktar süt meme başı kanalı içine hapsedilmiş olur. Sonra sırasıyla orta parmak ve diğerleri sıkılmak suretiyle bu sütün dışarıya fışkırması sağlanır. Baş ve işaret parmakları gevşetilerek sütün tekrar meme başı kanalına dolması sağlanır. Baş ve işaret parmakları gevşetilerek sütün tekrar meme başı kanalına dolması sağlanır, aynı işlemlerin iki elle birden seri olarak tekrarlanması sonucu sağım gerçekleştirilir.
Usulüne uygun olarak yapılan sağım işlemi ineği rahatlatan bir uygulamadır. Zamanı geldiğinde sağılmayan hayvanlar bundan rahatsız olurlar. Serbest ahırlarda sağım saati yaklaştığında sağmal inekler sağımhanenin önünde beklemeye başlarlar. Bu duruma sağım sırasında verilecek yoğun yem beklentisinin olduğu kadar rahatlatma isteğinin de etkisi vardır.
-Baş parmağı bükerek sağım: Bu yöntemde baş parmaklar bükülerek meme başları yakalanır ve meme başı en üst kısımdan baş parmağın eklem yeri ve işaret parmağı yardımıyla boğulur. Daha sonra diğer parmaklar sırasıyla sıkılarak avuç içi sağımda olduğu gibi sütün fışkırması sağlanır.
-İki parmakla sağım: Daha çok meme başları küçük ineklere uygulanır. Bu yöntemde de baş ve işaret parmakları ile meme başı üst kısmından sıkılır ve bu iki parmak aşağıya doğru sıvazlanarak sütün fışkırması sağlanır. Bu yöntemde diğer parmaklar sağım işine karışmazlar.
b) Makine ile Sağım: Sağımın makine ile yapılmasının sağım maliyetini ucuzlatması ve temiz süt elde edilmesine olanak vermesi bakımından büyük yarar vardır. Ancak makineli sağım uygun biçimde yapılmadığı ve temizliğe önem gösterilmediği takdirde büyük ekonomik kayıplara da yol açabilmektedirler. Bunlar içinde en önemlisi sürüde matitisin yayılması nedeniyle uğranılan kayıptır. Makineli sağımın nasıl uygulanacağını görmeden önce bazı teknik terimlerin bilinmesinde yarar vardır.


Resim 11.8. Sağım makinesinin memeye takılan kısmı.

- Vakum değeri: Makineli sağımda süt meme başından, memelik lastiği içinde oluşturulan vakum yardımı ile emilir. Bunu sağlamak için puls odası pulsatör aracılığı ile alternatif olarak açık hava basıncının ve belli vakum değerinin etkisinde kalır. Sağım sırasında makinenin vakum tulumbası tarafından meme başlarına uygulanan emme değerine “vakum değeri” denir ve mm Hg veya cm Hg olarak ifade edilir. Bu değer vakum ventili ( regülatör ) üzerindeki bir vida yardımıyla ayarlanabilir. Genel olarak makineli sağımda 380 mm Hg ( =38 cm Hg ) vakum değeri uygulaması öğütlenir.
- Nabız: Sağım başlığının iş çeperini oluşturan meme lastiğinin meme başı üzerine uyguladığı emme ve masaj sürelerinin toplamına bir pule periyodu denir.
- Nabız oranı: Emme ve masaj sürelerinin oranına denir. 50/50, 75/25, 60/40 gibi değerler olabilir. Bu değerler her pulsatör için sabittir.
- Nabız frekansı: Bir dakikadaki nabız periyodu sayısına denir. Uygulamada 50-60 arasında tutulur. Pulsatör üzerindeki bir vida yardımıyla kolayca ayarlanır.
Makine ile sağım nasıl yapılmalıdır?
Elle veya makine ile sağımda birinci ilke temizlik kurallarına uymaktır. Bu kural hem temiz süt elde edilmesi hem de meme sağlığının korunması için gereklidir. Meme temizliği, sağılan hayvan sayısı, makine kapasitesi, işgücü olanakları ve işletmenin sahip olduğu teknik olanaklar göz önüne alınarak çeşitli şekillerde sağlanabilir. Kalabalık sürülerde memelere hortumla su tutmak ve bir havluya kurulamak suretiyle hızlı bir temizlik işlemi yapılabilir. Ancak kurulamada her hayvan için ayrı havlu kullanılması idealdir. Az sayıda hayvanı bulunan işletmelerde ise memelerin süngerle ( tercihen ılık su kullanarak ) yıkanması daha uygundur. Yıkama kurulama işleminden sonra sağım pençesi ineğin memesine takılır. İnekler arasında süt verimi ve süt akıtma hızı bakımından önemli farklar bulunduğundan her hayvanın sağım süresi farklıdır. Büyük sürülerde her ne kadar verim düzeylerine göre gruplandırma yapılırsa da aynı gruptaki hayvanların aynı sürede sağılmaları olanaklı değildir. Bu nedenle sağıcının memede sütün bittiği anı dikkate izlemesi gerekir. Şeffaf süt hortumundan giden sütün izlenmesiyle bu durum anlaşılabilir. Bazı makinelerde sağım pençesine yerleştirilen düzenekler ile her meme başından gelen sütün izlemek de olanaklıdır. Memede sütün bitmesine yakın sağım pençesinin elle yapılan ritmik hareketlerle aşağı doğru birkaç defa çekilmesinin son sütün alınmasında faydası vardır. Memede süt bittikten hemen sonra sağım pençesinin ayrılması gerekir. Aksi halde boş memeye uygulanacak sağım mastitisinin en önemli hazırlayıcısıdır. Son yıllarda üretilen makinelere memede süt bittiği anda sağım pençesinin otomatik olarak bırakılmasını sağlayan düzenekler de eklenebilmektedir. Ancak bu ekipmanlar oldukça pahalıdır.


Resim 11.9. Kovalı Sabit sistemin görünüşü.

Sağımı biten hayvanların meme başlarının koruyucu bir ilaca bandırılmasının büyük yararı vardır. Piyasada bu amaçla kullanılabilecek özel preparatlar bulunmakta ve set olarak satılmaktadır.
Sağım pençesinin inekten ineğe geçerken dezenfektan içeren bir solusyona batırılması gerekir. Bu konu matitis sorunu bulunan sürüler için daha da önemlidir.
Sağım işi bittikten sonra makinenin özenle temizlenmesi gerekir. Önce sistemden duru su geçirilir. Ardından deterjanlı su ile yıkama yapılır. Bu amaç için özel olarak üretilen çeşitli deterjanlar vardır. Deterjanlar asit ve bazik kakarakterde olmak üzere iki tiptir. Bazik olanlar makinedeki yağların ve kirlerin temizlenmesine yararlar. Her sağımdan sonra kullanılması gerekir. Asit karakterde olanlar ise borularda zamanla oluşan süt taşlarının temizlenmesini sağlamaktadır. Bu nedenle geniş aralıklarla kullanılmaları yeterlidir. Ancak dikkat edilmesi gereken konu iki preparatın ( birbirlerini nötralize edecekleri için ) aynı anda kullanılmamasıdır. Deterjanla yapılan yıkamadan sonra tekrar duru su ile levaj yapılması gerekir.
Makine ile sağımda meme lastiklerinin başlangıçta kaliteli olması büyük önem taşır. Ayrıca zaman içinde bunların kontrol edilerek özelliklerini koruyup korumadıkları denetlenmelidir. Genel olarak lastiklerin yılda iki defa değiştirilmesi öğütlenir. Ancak daha kısa aralıklarla değiştirilerek dinlendirilmeleri ve tekrar tekrar kullanılmaları hem lastiğin ömrünü uzatmakta hem de meme sağlığı üzerine olumlu etki yapmaktadır.
11.5.3. Süt Verimini Etkileyen Faktörler

1. Irk: Irk, bir inekten alınacak süt miktarını belirleyen en önemli faktörlerdendir. Bazı ırkların süt verimleri çok yüksektir. Örneğin bir yerli kara inekten en iyi şartlarda bile bir Holştayn ırkının seviyesinde süt alınamaz.
Holştayn ineklerin ortalama süt verimi 4000-7000 kg arasındadır.
Esmer ırkı da yüksek verimlidir. Ortalama yılda 4000-5000 kg arasında süt verir.
Jersey ırkının süt verimi de oldukça yüksektir. Ortalama yıllık süt verimi 3000-4500 kg arasında değişir.
Yerli Karalar ise ortalama yılda 450-1200 kg süt verir.
Sütteki yağ oranı da ırk özelliğidir. Bir ineğinin süt verimi arttıkça sütteki yağ oranı azalır. Süt verimi sıralamasını Holştayn, Esmer ırkı, Jersey yazabiliriz. Yağ aranı sıralaması ise tam tersidir.
2. Yaş: Bir ineğin süt verdiği döneme laktasyon denir. Laktosyon sayılarının ilerlemesine paralel olarak ineklerin süt verimlerinde artış olur. Bu durum 6-8 yaşına kadar böyle devem eder ve 8-9 yaşına geldiğinde süt verimi azalmaya başlar.
3. Canlı Ağırlık: Ayni ırktaki ineklerden iri yapılı inekler daha fazla süt verirler. İri yapılı ırklar iyi kalite ve zengin çayırlara daha çok ihtiyaç duyarlar.
4. Gebelik ve Kızgınlık: İnek gebe kaldıktan sonra hormonların etkisi ile süt veriminde derece derece bir azalma görülür. Genel olarak kızgınlık sırasında süt veriminde bir miktar azalma olur. Süt verimindeki bu azalma yağ miktarının artmasına sebep olur.
5. Buzağılama Mevsimi: İlkbahar ve yaz aylarında buzağılayan ineklerin süt verimleri bu dönemde yeşil yemlerin fazla olması sebebiyle yüksek olur.
6. Çevre Isısı: Sıcak havalarda hayvan fazla yiyemediğinden süt veriminde azalma olur. Çevre ısısı 5 ila 20 °C arasında olduğu dönemde süt verimi etkilenmez. 25 °C nin üstünde olan sıcaklıklarda süt verimi düşer. Montofonlar yüksek ısıya dayanıklı, Holştaynlar fazla etkilenir, Jerseyler ise bu iki ırkın arasındaki ısıyı severler.
7. Beslenme: Süt ırkı ineklerden istenen miktarda süt alınabilmesi için hayvanların yeterli ve dengeli bir biçimde beslenmesi gerekir. Hayvanın ırkı ne kadar iyi olursa olsun yeterli ve dengeli bir beslenmez iseler süt verimleri düşük olur. İnekler için su da çok önemlidir. Hayvanların istedikleri an su içebilmeleri gerekmektedir. Su temiz ve çok soğuk olmamalıdır.
8. Hastalıklar: Sindirim bozuklukları, meme hastalıkları çeşitli hastalıklar süt verimini azaltırlar.
9. Kuruda Kalma Süresi: 10 ay sağıldıktan sonra 2 ay kuruda bırakılan hayvanların süt verimleri daha fazla olmaktadır.
11.6. Kuruya Çıkarma

Doğumuna yaklaşık iki ay kalan veya günlük süt verimi sağım masrafını karşılamayan ineklerin süt üretimlerinin durdurulmasına kuruya çıkarma denir. Süt verimi iyice düşmüş inekler sağılmadıklarında süt üretimini kendiliklerinden durdururlar. Süt verimi yüksek inekleri, kuruya çıkarmak için bir yandan sağım aralıkları uzatılırken diğer yandan da kesif yemi azaltma önerilebilir. Kuruya çıkarma işlemi doğru yapılmaz ise ineğin mastitise yakalanma olasılığı yükselir.
Nedeni ne olursa olsun bütün meme yangınlarına mastitis denir. Süt sığırı yetiştiriciliğinin önemli bir problemi olan mastitis ülkemizde oldukça yaygındır. Tedavisi hem pahalı hem de kesin olmayan bu hastalıktan korunmanın bir yolu da kuruya çıkarılan ineklere meme başlarından antibiyotik uygulanmaktadır. Bu amaca uygun antibiyotikler, en son sağımı takiben meme başı deliğinden enjekte edilir.
11.7. Sığırda Üreme

11.7.1. Kızgınlık

Üremeye ilişkin bölüde açıklandığı gibi sığırlar gebe olmadıkları sürece, belirli aralıklarla kızgınlık gösterirler. Olgunlaşan yumurtanın serbest bırakılması süreci olarak da tanımlanabilen kızgınlık sırasında bu döneme özgü bazı oluşumlar ve davranışlar gözlenir. Kızgınlık belirtileri olarak adlandırılan bu davranış ve oluşumlardan önemlileri şunlardır:

  1. Hayvan sürüdeki diğer dişilere atlar ya da onların kendi üzerine atlamasına izin verir.
  2. Hayvan huzursuzdur ve çevreyle çok ilgilidir.
  3. Hafif şişkin ve kızarık olan vulvadan berrak, sümüksü bir akıntı gelir.
  4. Komşu hayvanları ve uzatılan eli yalar.

Kızgınlık, hayvan gebe olmadığı sürece, 17-24 gün arasında değişmekle birlikte ortalama 21 günde bir tekrarlanır. Kızgınlık süresi 14-18 saattir ve ovulasyon kızgınlık bitiminden 10-16 saat sonra gerçekleşir.
İneğe ait bu bilgiler , çiftleştirme programının yapılması ve başarıyla yürütülmesine olanak sağlar. Ayrıca ovulasyon zamanı ile yumurta ve spermanın ürogenital sistemde fonksionel olarak kalabildikleri süreler dikkate alınarak uygun bir tohumlama zamanı saptanır.
Kızgınlığın bitiminden 10-16 saat sonra serbest hale geçen yumurtaların 4-6 saatlik bir ömrü vardır. Dölleme yeteneğine kavuşabilmesi için ovulasyondan en az 4-6 saat önce ürogenital sistemde yer alması gereken spermanın, ürogenital sistemdeki ömrü de yaklaşık 24 saattir. Bu bilgiler ışığında en uygun aşım ya da tohumlama zamanının ovulasyondan 12-15 saat öncesi veya kızgınlığın sonları olduğu söylenebilir. Bu ilişki uygulamada sabah kızgınlık gösteren ineğin akşam, akşam kızgınlık gösteren ineğin de sabah boğaya verilmesi veya tohumlanması uygun olduğu şeklinde değerlendirilir. Bu önerilerin dışındaki uygulamalarda gebelik şansı oldukça düşer.
Tohumlanan inek gebe kalmış ise tekrar kızgınlık göstermez. Gebelik sağlanamamış ise yaklaşık 21 gün sonra kızgınlık tekrarlanır. Aynı işlemler tekrarlanarak ineğin gebe bırakılmasına çalışılır. İkinci kez tohumlandığı halde gebe kalmamış hayvanlar, üremeye ilişkin bir sorun olabileceği düşüncesiyle, yakın izlemeye alınırlar. Eğer sorun saptanıp çözülebilmiş ise üçüncü kez kızgınlık gösteren hayvan gebe bırakılabilir.
Nedeni ne olursa olsun gebe olmayan hayvanlara kısır adı verilir. Kısırlık; yönetim, besleme veya tedavi edilebilir hastalıklardan kaynaklanıyorsa, bunlara ilişkin sorunlar çözüldüğünde hayvan gebe kalabilir. Bu nitelikteki kısırlıklara geçici kısırlık denir. Bazı hallerde hayvanın döl verme şansının olmaması veya ortadan kalkması söz konusudur. Bu nitelikte olan hayvanlar ise mutlak kısır hayvanlar olarak nitelenirler. Sığırlarda eşi erkek olan ikiz doğmuş dişiler genellikle mutlak kısırdırlar. Bu tip hayvanlara freemartin hayvanlar denir ve bunlar kasaplık olarak değerlendirilirler.
11.7.2. Tohumlama

İneğin gebe kalması için yapılan uygulamaya tohumlama denir. Tohumlama iki şekilde yapılabilir. İneğin boğa ile çiftleştirilmesi yoluyla yapılana aşım veya boğaya verme, taze veya dondurulmuş spermanın bir kateter aracılığıyla servikse bırakılmasıyla gerçekleştirilene de yapay tohumlama denir. Günümüzde gelişmiş ülkelerde ineklerin hemen tamamı yapay tohumlamayla gerek bırakılmaktadır. Türkiye’de ise bu yolla gebe bırakılanların oranı %10-15 kadardır. Bu uygulamanın yaygınlaştırılmasını gerekli, hatta zorunlu görmek gerekir.
Aşım ya da boğaya verme Türkiye için oldukça yaygın bir uygulamadır. Özellikle yerli ineklerle çalışan küçük işletmelerde uygulanan en yaygın gebe bırakma yöntemidir.
Boğaya vermenin iki şeklinden söz edilebilir. Bunlardan biri, genellikle yüksek verimli ineklerle çalışanların uyguladığı elden aşımdır. Bu uygulamada boğa sürüye bırakılmaz ve çiftleştirme insan denetiminde gerçekleştirilir. Elden aşımda ergin bir boğa yılda 80-100 ineği tohumlayabilir. Farklı çiftçilerin ya da bir köyün bütün inekleri yılın belirli zamanlarında sürü olarak idare ediliyorsa ve sürüde bir ya da birden fazla boğa veya boğa işlevi yapabilecek hayvan varsa serbest aşımdan söz edilir. Bu uygulama erken ve istenmeyen gebeliklere yol açar. Ayrıca belirli çağda ulaşmış iyi ya da kötü nitelikli her erkek bırakılmıyor ise, bunlar da çabuk yıpranırlar ve doğan yavruların babaları bilinmez. Bir zorunluluk olmadıkça uygulanması sakıncalı olan bu yöntemde 30-40 inek için bir boğaya ihtiyaç vardır.
Sığırları gebe bırakmanın bir yolu da son yıllarda uygulama alanı genişleyen ve üreme ile ilgili bölümde etraflıca anlatılan embriyo transferdir.
11.7.3. Gebelik

Bir süt sığırı sürüsünde, sürünün bakım ve yönetiminin doğru yapılabilmesinin koşullarından biri de gebe ineklerin bilinmesidir. Her ne kadar, tohumlamayı takiben kızgınlık göstermeyen inekler gebe olarak nitelenirlerse de bu her zaman doğru olmayabilir. Çünkü bazı inekler gebe olmadıkları halde, belirtileri fark edilebilecek şekilde kızgınlık göstermezler veya kızgınlığın izleyen kişi hata yapabilir.
Gebe inekler diğerlerine göre daha uysaldır. Fakat subjektif bir değerlendirme olan uysallık gebelik tanısı için iyi bir ölçüt değildir. Bunun yerine erken dönemlerde süt veya kanda progesteron hormonu düzeyleri saptanarak, biraz daha ileri dönemlerde de, örneğin 2. ayda, rektal muayene ile kesin tanı yapılabilir.
Gebe ineklere daha fazla özen gösterilmelidir. Bu hayvanların barınağa giriş ve çıkışlarda sıkıştırılması, küflü ve donmuş yemlerle beslenmeleri ve bakıcılar tarafından dövülmeleri yavru atmalara neden olabilir. Bu tip fiziksel nedenler yanında, birtakım hastalık etmenlerinin de yavru atmalara neden olduğu bilinmelidir. Yavru atan inekler sürüden ayrılmalı, yavru atma nedeni anlaşılmaya çalışılmalı ve bu neden ortadan kaldırılmalıdır.
11.8. Düvelerin İlk Kez Damızlıkta Kullanılması ve Damızlık Seçimi

11.8.1. Düvelerin İlk Kez Damızlıkta Kullanılması

Dişi hayvanlar ilk doğumlarına kadar herhangi bir ürün vermezler. Fakat bu döneme kadar, en azından büyümeleri için harcama yapma zorunluluğu vardır. Bu yüzden dişilerden mümkün olduğunca erken yaşlarda yavru,i dolayısıyla süt elde etmek hedeflenmelidir. Fakat bu noktada, yani ilkine ( ilk kez ) damızlıkta kullanma yaşı, buna bağlı olarak da ilkine doğurma yaşını istediğimiz kadar küçültmede, çok fazla olanağa sahip olmadığımız da bilinmelidir. En azından hayvan, yumurta üretebilecek çağa ve canlı bir yavru doğurabilecek büyüklüğe ulaşmalıdır.
İlkine damızlıkta kullanma yaşı bakımından ırklar ve aynı ırkın sürüleri arasında farklılıklar görülür. Özellikle ırklar arasındaki farklılıklar onların ergin çağ ağırlıkları ve gelişme hızlarıyla ilgilidir. Örneğin Siyah-Alaca ve Esmer ırktan düveler 15-16 aylık yaş ve 300-350 kg canlı ağırlıkta damızlıkta kullanılabilirken daha küçük cüsseli olan Jersey ırkının düveleri aynı yaşlarda 220-240 kg ağırlığa ulaşırlar ve damızlıkta kullanılabilirler. Yerli ırklarımız geç gelişen ırklardır. Bu nedenle ilkine damızlıkta kullanma yaşı genellikle ikinin üzerinde, doğurma yaşı da 4′e yakın olmalıdır. Düvelerin uygun çağdan daha erken damızlıkta kullanılmaları hayvanın gelişmesinin ve ileriki dönem verimlerinin düşmesi gibi bir takım olumsuzluklara neden olur. Bunlara ek olarak gebelik oranı düşer, yavru atma, ölü doğum ve ölüm yükselir.
İlkine damızlık kullanma yaşının artması da sakıncalıdır. Böyle bir uygulama öncelikle, verimsiz dönem masraflarının artmasına neden olur. Ayrıca yağlama nedeniyle, döl verimi düşer, hayvanın ömür boyu verebileceği laktasyon ve buzağı sayısı azalır, dolayısıyla ömür boyu süt verimi olması gerekenin altına iner. Generasyonlar arası süre uzayacağı için, ıslah yapılıyorsa yıllık genetik ilerleme azalır.
İlkine damızlıkta kullanma çağına ulaşan hayvan, kızgınlık gösterdiği saptandıktan sonra, doğal aşım veya yapay tohumlama ile gebe bırakılmaya çalışılır. Gebe kalan hayvan gebelik süresinin sonunda doğurur ve artık inek olarak tanımlanır.
11.8.2. Damızlık Seçimi

11.8.2.1. Damızlık Düve Seçimi

Düve seçimi, boğalarda olduğu gibi dış görünüşüne ve diğer özelliklerine göre yapılır. Düvelerin dış görünüşünde istenen özelliklerin olup olmadığı aranır. Anasını verim tip ve meme yapısı ile ilgili kayıtlarına bakılır.
Dış yapıya göre yapılan değerlendirmede birden fazla düve var ise yaşları dikkate alınarak, hepsinin bir arada değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme işlemi çoğunlukla kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle değerlendirme işleminin temeli tecrübe ve mukayese etmeye dayanır.
Değerlendirme yapılırken düvede arayacağımız özellikleri bilmemiz gerekir. Tip özellikleri olarak; Sağrı yüksekliği, vücut derinliği, sağrı eğimi, sağrı genişliği, kas gelişimi, arka bacak yapısı, tırnak yapısı, genel sütçülük karakterleri, ön göğüs genişliğine ait gelişme durumlarının istanan oranda olup olmadığı aranır.
a) Sağrı yüksekliği; Sağrısı yüksek düvelerin gelecekte genellikle derin ve uzun vücut yapısına sahip olduğu görülür. Değerlendirilirken yaş ve ırk özelliği göz önüne alınmalıdır.
b) Vücut derinliği; son kaburganın hizasından sırt ve karına kadar olan uzaklığa göre değerlendirilir. Direnç ve yem yeme kapasitesi açısından önemlidir.Orta derinlik istenmektedir.
c) Sağrı eğimi; Kolay doğum ve genel döl verimi bakımından sağrı eğiminin kuyruk sokumuna doğru hafifçe alçalması istenir.
d) Sağrı genişliği; sağrı genişliğinin dar olması doğum zorluklarına sebep olmaktadır. Orta genişlikte olması istenir.
e) Kas gelişimi; hayvanın genel tüm kaslarının gelişme durumuna bakılır. Hayvanın bakım, beslenme ve çevre şartlarından nasıl etkilendiğini yansıtır. Az olması zayıflığı, çok olması süt üretimi sürüde kalma süresi bakımından istenmez.
f) Araka bacak yapısı; arkadan ve yandan bakıldığında diz ekleminin ön kısmının açısının genişe yakın olması gerekir. Açının dar yada 180° olması bacak direncini azaltacağından verim düşmesine yol açar.
g) Tırnak yapısı; Yumuşak ökçelerin yerle olan yüksekliğinin çok yüksek yada dar olması istenmez. Ayrıca tırnak uzunluğunun ve gelişiminin normal olması istenir.
Bunların dışında ön göğüs genişliğine ve genel sütçülük özelliklerine bakılır.
11.8.2.2. Damızlık Boğa Seçimi

Seçilecek boğa adayları, sütçü yada kombine verimli ırklar için, ırk özelliklerine göre belirlenen süt verimleri ortalamasından en az %70 daha fazla süt veren annelerden doğan yavrular arsından seçilir. Gerek sütçü, gerek etçi, gerekse kombine verimli ırklarda boğa adayı olarak seçilecek erkek buzağıların kendi ırklarının özelliklerini göstermesi gerekmektedir. Yine boğa adayı olacak buzağılar; baba, anne ve anneannelerinin süt verimleri, canlı ağırlıkları, hastalıklara dayanıklılık durumları, güç doğumların görülme sıklığı ölçüsünde araştırılır.
Önemli bir nokta sürünüzün zayıf ve güçlü taraflarının tespit edilmesidir. Örneğin süt verimi düşükse yüksek süt verimli boğaların seçimi, doğum kanalı darlığına bağlı güç doğumlar fazla ise geniş arkalı (pelvisli) boğaların seçilmesi gibi özellikler aranır. Buna göre boğanın belirli özelliklerine belirli puanlama verilerek damızlık erkek danalarda genç boğalardan seçim yapılır.
A) Cinsiyet Organlarının Muayenesi
a) Fiziksel Muayene: Sperma almadan önce yapılır. İstenmeyen fiziksel karakterler yada anomaliler var ise boğa elden çıkarılır.
1. Haya Kesesi (Skrotum) ve Hayanın (Testis) Muayenesi: Haya kesesinin muayenesi ayakta tutulan hayvanın arkadan ve yandan gözle ve elle yapılır. Pratik olarak, ısı şartları da göz önüne alınarak, arkadan bakıldığında sarkık hayaya sahip hayvanların normal ölçüde olduğu söylenebilir. Hayaları sarkık olmayıp, karın duvarına yakın yada birleşmiş gibi görünen hayvanların hayalarının normalin dışında olduğu göz önüne alınmalıdır. Ayrıca deri kalınlığı ve renk durumuna da bakılır.
Hayalar normal olarak yumuşak ve kaygan bir yapıya sahiptir. Çeşitli hastalık hallerinde ve kalıtsal kusurlarda, hayaların kıvamı ve yapısı değişir ve anormal sperma üretimi artar.
2. Penis ve Penis Kılıfının (Prepusyumun) Muayenesi: Penis kılıfının kıllanma durumu, rengi, büyüklüğü, konumu, iltihaplanması, akıntısı, parazit ve mantar yönünden muayene edilir.
b) Spermanın Değerlendirilmesi; Mümkünse veteriner hekime sperma muayenesi yaptırılmalıdır. Böyle bir imkan yoksa ve her şeyi normal ise yaptığı aşımlar ve gebe bıraktığı inek sayısına göre spermasının normal olup olmadığı hakkında fikir sahibi olunabilir.
Yukarıdaki bilgiler ışığında boğa adayı olarak ayrılmasına karar verilen erkek buzağılardan kan alınarak veteriner kontrol ve araştırma enstitülerinden bir tanesinde yetiştirme hastalıkları yönünden gerekli muayeneler yaptırılır. Sonuçta hastalıksız olduğu anlaşılan hayvanların gelişimi 18. Ay sonuna kadar izlenmeye devem edilir. 18 aylık yaşına gelen hayvanlar aşağıda belirtilen muayenelerden geçirilir.
c) Vücut Kondisyonu: Boğanın yeteri kadar güçlü kondisyona sahip olması gerekir. Enerji vücutta yağ şeklinde depo edilmektedir. Dıştan görünen ve kondisyon değerlendirilmesine tabii tutulan bölgelerde normal düzeylerde yağlanma olması gerekmektedir. Aşırı Yağlı hayvanların döl verimleri düşer ve kızgın ineğe atlama ve yüklenme hareketi zayıflar.
1. Ayak, Bacak Ve Eklemler: Bir boğanın ayak,bacak ve eklemlerinin sağlıklı ve normal olması, gerek hareketi gerekse aşım için gereklidir.
2. Gözler: Körlük yönünden muayenesi gerekmektedir.
3. Pelvis (kalça kemiği) ölçüsü: Bazı saf ırklarda ergin boğalardaki pelvis genişliği kalıtsal olması nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Bir görüşe göre büyük pelvisli boğaların kızlarının büyük pelvisli olacağı ve doğum güçlüğünün de azalacağı ileri sürülmektedir. Genel bir kural olarak, büyük vücutlu ineklerin büyük pelvisli olacağı ve daha ağır buzağı doğuracağıdır.
4. Aşım İsteği: Boğanın sperma üretimine etki eden önemli bir faktördür. Bu nedenle kaliteli sperma aşım isteği olan iyi olan boğalardan elde edilir. Buna karşılık hem düşük sayıda hem de fazla sayıda aşım yapan boğaların döl verimleri düşük olmaktadır.
11.9. Süt Sığırcılığında Kayıt Tutma, Değerlendirme ve Numaralama

11.9.1. Gereksinim Duyulan Bilgiler

Özel amaçlar söz konusu değilse bir süt sığırcılığı işletmesinde genellikle aşağıdaki bilgilere ihtiyaç duyulur.
1) Hayvanın doğum tarihi ile kendisinin, anasının, babasının kulak numarası
2) Tohumlamaya ilişkin bilgiler ( tohumlama tarihi, tohumlamada kullanılan boğanın kulak numarası)
3) Çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlıklar
4) Süt verimi
5) Kuruya çıkarma tarihi
6) Sağlık bilgileri
7) Yem ve yemlemeye ait bilgiler
Yukarıda sıralanan bilgilerin yararlı olması, doğru zamanda elde edilmiş olmalarına bağlıdır. Bu da bilgi toplama yollarını bilmek, doğru ölçü ve tartı aleti kullanmak ve bilgi toplamayı işletmenin önemli işleri arasında görmekle mümkündür.


Resim 11.1. Modern bir işaretleme yöntemi.

Bir süt sığırcılığı işletmesinde en zor toplanan bilgi yem ve yemlemeye ait bilgilerdir. Burada zorluk her hayvanın bireysel tüketiminin ölçülmemesinden kaynaklanır. Fakat gelişen teknolojileri kullanarak hiç olmazsa günlük bireysel kesif yem tüketimi ölçülüp kaydedilebilmektedir.
İneklerin bir laktasyondaki süt verimleri en doğru şekilde her gün verdikleri süt miktarının toplanmasıyla bulunur. Fakat bu işlem, yani bir ineğin her gün süt verimini ölçmek ve kayıt etmek güç ve masraflıdır. Bu nedenle bir ineğin bir laktasyonda verdiği süt miktarı belirli aralıklarla yapılan ölçümlerden elde edilen değerleri kullanarak bulunmaya çalışılır. Bu amaçla genellikle ayda veya 15 günde bir bütün ineklerin süt verimleri ölçülür. Kontrol sağımı adı verilen bu uygulama ile elde edilen değerlerden de laktasyon verimi tahmin edilebilir.
Kontrol sağımlardan laktasyon süt verimini tahminde kullanılan yollardan biri Hollanda Metodudur. Metot laktasyon süresi ve günlük ortalama süt veriminin tahmin edilmesi esasına dayanır. Bu metodla laktasyon süt verimi tahmin edilmek istendiğinde:
SV=LS.GOSV
LS=n.a- ( a/2-A)
GOSV=å ki/n
eşitliklerinden yararlanılır.
SV= Süt Verimi
LS= Laktasyon süresi
GOSV= Günlük Ortalama Süt Verimi
n= Kontrol sayısı
a= Kontrol aralığı ( gün )
A= Doğumdan ilk kontrole kadar geçen süre ( gün )
ki= i. kontrolde sağılan süt miktarı ( kg veya l )
11.9.2. Kayıtların Değerlendirilmesi

Toplanan bireysel bilgiler ve tutulan kayıtlar hem sürü yöntemi hem de damızlık seçiminde kullanılmalıdır. Ayrıca değerlendirme sonuçlarından genel yönetim politikasının belirlenmesinde yol gösterici olarak yararlanılır.
Bir sürünün sağladığı gelir, başta döl verimi olmak üzere, süt verimi, gelişme, yaşama gücü ve yem değerlendirmeye bağlıdır. Sürü bazında bu özelliklerin saptanabilmesi için mevcut bireysel kayıtlardan yararlanılır.
11.9.2.1. Süt Verimi

Bir sürünün süt verimi bakımından değerlendirilmesinde, sağılan inek başına ( sağılsın sağılmasın ) ortalama süt verimi de kullanılabilir. Süt verimi için ikinci ölçütün kullanılması döl verimi hakkında da kaba bir bilgi sağlar.
11.9.2.2. Döl Verimi

Bir süt sığırı sürüsünde döl verimi için farklı ölçüler kullanılabilir.
a) İki doğum arası süre veya inek indeksi: Süt sığırlarında birbirini izleyen iki doğum arası sürenin, 340-370 gün arasında olmak üzere, ortalama bir yıl olması istenir. Bu değerlerden sapmalar süt veriminin azalmasına yol açar.
b) Servis periyodu: Doğumla bunu izleyen gebelik arasında gebelik arasında geçen süredir. Servis periyodunun 60-90 gün olması yılda bir buzağı elde edilmesi ve süt veriminin optimum olmasını olanaklı kılar.
c) Doğan buzağı başına tohumlama sayısı: Bir buzağının elde edilmesi için yapılan tohumlamaların ortalamasıdır. Bu değerin 1.5 civarında olması istenir. Bundan fazla olması, servis periyodu, dolayısiyle de iki doğum arası sürenin artması ve tohumlama masraflarının yükselmesi demektir.
d) Üreme etkinliği: Bir hayvanın ilkine aşım yaşından itibaren yılın yaklaşık 9 ayını geçirmesi, her yıl bir buzağı vermesi anlamına gelir. Bunun ne ölçüde sağlandığını ortaya koymak için her bir ineğe ait üreme etkinliği hesaplanır. Bunların ortalaması da sürünün genel üreme durumu hakkında bir bilgi verir. Bir ineğin üreme etkenliği
ÜE= 12 ( 100 ) ( N ) / ( Y-İDKY+3 )eşitliği ile bulunur. Burada N: elde edilen buzağıların sayısı; Y: ineğin yaşı ( ay ); İDKY: ay olarak ilkine damızlıkta kullanma yaşıdır. Üreme etkenliğinin ideal değeri 100′dür. Fakat uygulamada genellikle 100′den daha küçük değerler elde edilir.
11.9.2.3. Gelişme

Gelişmenin en uygun ölçüsü canlı ağırlıktır. Çeşitli yaş gruplarının canlı ağırlıklarını saptamak, sürünün bakım ve besleme düzeyi hakkında bilgi sağlar. Ayrıca ilkine damızlıkta kullanma çağı hakkında doğru kararlar üretmeye yardımcı olur.
11.9.2.4. Yaşama Gücü

Bir sürüden elde edilen hayvanların o sürüye katkısının en üst düzeyde olması öncelikle yaşamalarına bağlıdır. Bu nedenle hiçbir hayvanın yaşlılık dışı nedenlerle ölmesi istenmez. Bu konuda bilgi sağlamak için çeşitli yaş gruplarında ölüm oranlarının ya da yaşama gücünün bilinmesi gerekir. Böylece hem kayıplar tam olarak saptanır, hem de kayıpların nedenleri belirlenerek, var olan olumsuzlukların giderilmesi sağlanabilir. Yaşama gücü genellikle doğum-sütten kesim, sütten kesim-6.ay ve 6.ay-1 yaş arası dönemler için hesaplanır. Hesaplamanın esasını doğanlardan % ne kadarını yaşadığının saptanması oluşturur.
11.9.2.5. Yem Değerlendirme

Süt sığırcılığında yem değerlendirme dendiğinde 1 kg süt için tüketilen yem veya 1 kg yemle üretilebilen süt miktarı anlaşılır. Fakat bireysel tüketimi saptamanın zorluğu yüzünden böyle bir değerlendirme kolay kolay yapılmaz. Bunun yerine üretilen toplam süt, ineklerin tükettikleri toplam yeme bölünerek 1 kg yemle ne kadar süt üretildiği hesaplanabilir. Ne var ki bu şekilde elde edilen bir değeri, özellikle sürüleri veya aynı sürüde çeşitli dönemleri karşılaştırmada kullanırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü yemleme biçiminde büyük farklılıklar olması her zaman mümkündür.
11.9.3. Sığırcılık İşletmelerinde Tutulan Kayıtlar

Başarılı bir yetiştiricilik için kayıtların yeterli ve düzenli bir şekilde tutulması büyük önem taşır. Özellikle hayvan sayısı fazla olan damızlıkçı işletmelerde kayıtlar daha da önemlidir. Çünkü bu tip işletmelerde üretim zinciri daha karmaşık bir yapıdadır. Üretimi oluşturan girdilerde ve elde edilen ürünlerde çeşitlilik söz konusudur. Örneğin bu işletmeler bir yandan dışarıdan damızlık boğa, inek, düve satın alırken öte yandan başka işletmelere damızlık nitelikte boğa, inek, düve hatta buzağı satarlar. Damızlık olarak değerlendiremedikleri erkek ve dişi materyali besiye alarak kasaplık olarak değerlendirirler. Ellerindeki değişik yaş ve fizyolojik durumdaki hayvanları çok değişik yem hammaddelerinden yararlanarak dengeli bir biçimde beslemeye çalışırlar. Hayvanların sağımından daha fazla ilaç kullanırlar ve sağlık hizmetlerine daha çok gereksinimleri vardır. İşte bu karışık işleyici içinde maliyetleri alabildiğince aşağı çekmekte ve üretimin karlılığını korumada en büyük yardımcı işletmelerde tutulan kayıtlardır. Besi işletmelerinde üretim daha yalın bir karakterde olmakla birlikte elde edilen ürünün çok değerli olması nedeniyle kayıtların titizlikle tutulması işletmenin karlılığını doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü sürüdeki hayvanları yakından izlemek suretiyle girdileri arttırmadan daha fazla ürün sağlamak veya girdileri bilinçli bir şekilde arttırarak bunun ötesinde ürün artışı elde etmek olanaklıdır.
Son yıllarda üretimin karlılığını koruyabilmek için kayıtlara duyulan gereksinim giderek artmaktadır. Bunun temel nedeni genel olarak ülkemizde girdi maliyetlerinin sürekli olarak artması, buna karşılık hayvansal ürün fiyatlarının aynı oranda artmasıdır. İşletmenin toplam gelirini oluşturan her bir gelir ünitesinde az veya çok artışlar sağlamak, ya da bu amaçla yapılacak harcamaları azaltmak aynı sonucu yani KARLILIĞIN ARTMASINI sağlayacak açıktır. Bunu başarmanın ilk koşulu da düzenli ve gerçekçi kayıtların tutulmasıdır. Bu yolla sağlanacak katkı, büyük işletmelerde yalnızca bu amaçla bir eleman çalıştırmaya değecek kadar büyüktür.
İşletmelerde üretimle ilgili olarak tutulan kayıtların sağladığı başka faydalar da vardır. Bunlar: Muhasebenin daha sağlıklı ve kolay izlenmesi, olabilecek suistimallerin önlenmesi ve çalışanların işe karşı ve sorumluluklarının artmasıdır.
Herbir işletmede tutulması gereken kayıtlar birbirinden az veya çok farlıdır. Bu işletmenin üretim amaçlarına ve tekniğine bağlı olarak değişir. Hatta iki işletmede aynı ad altında tutulan kayıtlar bile birbirinin aynısı olmayabilir. Burada bir fikir vermesi bakımından en çok kullanılan bazı kartlar ve defterlere ait örnekler verilmiştir. Her işletmeci bunları kendi koşullarına uyarlamak suretiyle sadeleştirilebilir veya yenilerini ekleyebilir.
Sığırcılık işletmelerinde ençok kullanılan kayıtlardan bazıları şunlardır.
11.9.3.1. Damızlık İnek Kartları

Damızlıkçı işletmelerde veya süt üretim işletmelerinde mutlaka tutulması gerekir. İşletmede bulunan her düve için ilk aşımını gördükten sonra açılır. Hayvanın döl verimi, süt denetim sonuçları, pedigri bilgileri, form puantajı ve sağlık bilgileri gibi konularda özet bilgileri içerir. Bunların değerlendirilmesi işletmenin karlılığını olumsuz yönde etkileyen bireyler kolayca belirlenir ve sürüden uzaklaştırılır.
Bu ve benzeri kayıtlar işletmenin ciddiyetini ve güvenirliğini arttırdığı için damızlıkların daha yüksek fiyatla satılmasına olanak sağlar.

11.9.3.2. Buzağı Doğum Defteri

İşletmede doğan buzağıların tümü doğar doğmaz kayda geçirilmelidir. Ölü doğum veya anomali görülmüşse bu bilgilere de yer verilmelidir. Ayrıca doğum ağırlığı, eşeyi, ana ve baba kulak nosu gibi bilgiler de açık bir şekilde yer almalıdır. Bu bilgiler sürü varlığının izlenmesini ve pedigri bilgilerinin temelini oluşturur.
11.9.3.3. Aşım Defteri

Bu defterin herbir sayfası bir boğaya veya yapay tohumlama uygulanıyorsa spermanın alındığı boğaya ayrılır. Boğanın aştığı her inekle ilgili kayıt sütuna işlenir. Böylece ineklerin doğuracağı günler, buzağının babası ve boğaların dölleme yeteneği konusunda güvenilir bilgiler elde edilir.

11.9.3.4. Dana Gelişme Kartları

Damızlıkçı işletmelerdeki erkek hayvanlar ve besi işletmelerindeki danalar için tutulur. Büyük çaplı besi işletmelerinde hayvanların hepsi için kart tutma olanağı yoksa, rastgele örnekleme ile her padoktan birkaç dananın durumu izlemeye alınır. Böylece beslemenin ve üretim karlılığı ile ilgili somut bilgiler edinilir. Bu bilgilerin analiz edilmesi sonucu bakım-besleme veya satın almalarda aksayan yönler bulunup bulunmadığı saptanır.
Örnekleme yoluyla kart açılıyorsa denemeye alınan hayvanların tarafsız bir gözle, en iyisi kur’a ile belirlenmesi ve ait oldukları grubu temsil edecek sayıda olmaları gerekir. Bunun yanında besiye giren ve kesime giden hayvanların tümünü BBCA ve BSCA toplam olarak saptanmalı, ayrıca karkas tartıları alınmalıdır. Böylece sürü düzeyinde G.C.A.A karkas randımanı gibi özelliklerin belirlenmesi olanaklıdır. Örnekleme yoluyla seçilen hayvanlara ait ayrıntılı bilgiler üretimin başarısı hakkında daha güvenilir sonuçlar ortaya konabilir.

11.9.3.5. Sürü Sağlık Defteri

Bu defter sürüdeki hayvanların sağlık durumlarını izlemede ve sağıtımlarının zamanında yapılmasına olanak sağlar. Diğer yandan bu işle ilgili personelin denetlenmesine yardımcı olur. Ayrıca denetlemede kullanılan ilaçların miktarlarını öğrenmeye ve bu ilaçların sağıtımdaki yarayışlılık derecesini anlamaya olanak verilir. Olabildiğince ayrıntılı tutulmasında fayda vardır.

11.9.3.6. Sürü İzlence Tablosu

Özellikle damızlıkçı işletmeler için çok önemlidir. Aylık, 3-6 aylık veya yıllık olarak düzenlenir ve işletmenin uygun bir yerine asılır. Değişik biçim ve renkteki sembollerden oluşan küçük kartonlar üzerine ilgili hayvanın numarası yazılmak suretiyle ilgili tarihe iliştirilir.
Sürü izleme tablosuna Zooteknist’in akıl defteri de diyebiliriz. Yönetici kimse her sabah bu tabloya bir göz atmak suretiyle o günkü işleri kolayca planlayabilir.

11.9.3.7. Süt Denetim Defteri

Süt denetim günlerinde her sağmal inekte ölçülen sütün yazıldığı defterdir. Müsvette olarak kullanılır. Buradaki değerler daha sonra topluca damızlık inek kartına işlenir.
Buraya kadar anlatılanlar ve işletmelerde tutulan diğer kayıtların defter şeklinde düzenlenmiş belgelere yazılmasında karışmayı ve kaybolmayı önlemek bakımından fayda vardır. Ancak damızlık inek kartı vb nin kart şeklinde kullanımı daha pratik ise bu yola da gidilebilir.

11.9.4. Sığır Yetiştiriciliğinde Numaralama

Sığır yetiştiriciliğinde hayvanların tanınabilmesi için işaretlenmeleri gerekir. Bu işaretleme, özellikle düzenli verim kayıtlarının tutulduğu büyük çaplı sığırcılık işletmelerinde önem taşımaktadır. Hayvanlara numara verilirken değişik kodlama olanakları vardır. Ülkemizde kamuya ait sığırcılık işletmelerinde kulağa uygulanan numaralarda, doğum yılı / o yıldaki doğum sırası biçiminde bir kodlama şekli benimsenmiştir. Örneğin numarası 82/124 olan bir hayvanın, 1982 yılında doğduğu ve 1982 yılının 124. buzağısı olduğu anlaşır. Harf + numara kombinasyonu da kullanmak olanaklıdır.
Hayvanların işaretlenmesi için günümüze kadar çok değişik yöntemler geliştirilmiştir. Bunlar; geçici olarak yağlı boya ile işaretlenme, kılların jiletle tıraş edilmesi, fotoğraf çekme, şema çizme, tetovir, kulağa çentik atma, boyuna numara asma, kuyruğa numara bağlama, sıcak dağlama, kulak küpesi ve soğuk damgalama gibi yöntemlerdir.
- Boya ile işaretleme: Kalıcı bir işaretleme değildir. Daha çok satılacak, kesilecek hayvanların belirlenmesi veya sağmal inekler içinde farklı verim düzeyindeki grupların geçici süreler için tanınmasını kolaylaştırmak amacıyla kullanılır.
- Kılların jiletle tıraş edilmesi: Bu yöntemde geçici bir işaretleme için kullanılabilir. Kılların kesilmesi ile vücudun herhangi bir yerinde numara veya şekli oluşturmak olanaklıdır. Bu işaret yenilenmediği taktirde 1 ay kadar sonra kaybolur.
- Fotoğraf çekme veya şema çizme: Daha çok alaca renkli sığırlar için geçerlidir. Toplam hayvan sayısı 50 başı geçmeyen sürülerde rahatlıkla kullanabilir. Daha büyük sürülerde bu yolla tanımlama çok zaman alıcıdır. Ancak yöntem bu gibi sürülerde kulak numarasının düşerek kaybolmasına karşı bir sigorta olarak çok kullanışlıdır.
- Tetovir (döğme): Özel bir pense ve buna ait numaratör yardımıyla yapılır. Numaratörler yan yana dizilmiş ucu çok sivri çivilerden oluşturulmuş rakam ve harflerden ibarettir. Vurulmak istenen numara pensenin iç kısmına dizilir. Hayvanın baş kısmı güvenli bir şekilde denetim altına alınır. Kulağın iç kısmı alkol emdirilmiş pamuk ile güzelce silinir. Kulağın damarsız olan orta kısmına ve çiviler kulağın iç yüzüne gelecek şekilde pense yerleştirilir ve kuvvetlice sıkılır. Bunun sonucu çiviler kulağın iç kısmını çok sayıda noktalar halinde deler. Bu kısmın üzerine bir miktar özel tetovir boyası sürülerek baş parmak ile kuvvetlice ovuşturulur. Kulak rengine bağlı olarak değişik renkte boyalar kullanılır. Özel boya bulunamadığı taktirde indigo boyası veya süleyen ile ispirtoyu karıştırarak da tetovir boyası yapmak olasıdır. Bu yöntemde hayvanın sağ kulağına hayvanın kendi numarası sol kulağına da doğum yılının yazılması bir örnekliğin sağlanması bakımından önemlidir. Tetovir ile numaralama eskiden çok kullanıldığı halde serbest sistem ahırların yaygınlaşması sonucu uygulanabilirliği giderek azalmaktadır. çüNkü bu türden ahırlarda hayvanların yakalanması oldukça zor ve zaamn alıcıdır.
- Kulağa çentik atma: günümüzde uygulanmayan terkedilmiş bir yöntemdir. Ancak bilgi vermek amacıyla burada kısaca bahsedilecektir. İşaretlenme kulağa çentik açabilen özel bir pense yardımıyla yapılır.
- Boyuna numara asma: Daha çok yeni doğan buzağıların kalıcı numaraları vuruluncaya kadar tanınmalarını sağlayan bir yöntemdir. Plastik, metal veya tahta üzerine yazılmış numaralar bir ip veya zincir ile hayvanın boynuna asılmak suretiyle uygulanır. Öte yandan özellikle boynuzsuz sürülerde ineklerin numaralanmasında da başarı ile kullanılabilir.
- Kuyruğa numara bağlama: genellikle plastikten yapılmış tokalı şeritlerin kuyruğun üst kısmına sarılması ile oluşturulur. Makineli sağım yapan işletmelerde süt verim denetimleri sırasında ineklerin tanınmasında büyük kolaylık sağlar.
- Sıcak dağlama: günümüzde fazla uygulanmayan bir yöntemdir. Ateşle kızdırılmış bir demirin hayvanın but kısmına bastırılması ile uygulanır. Kalıcı bir numaralama yöntemi olmasına rağmen, hayvana acı vermesi ve uygulanışının zor oluşu nedeniyle kullanılmayan bir yöntemdir.
- Kulak küpesi: ülkemizde kamu işletmelerinde uzun yıllardır kullanılmış ve halen yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Kulağa takılan numaralar metal veya plastikten yapılmaktadır. Bunlar bu amaca yönelik olarak geliştirilmiş bazı özel gereçlerle takılmaktadır.
Metal numaralar küçük olduklarından uzaktan okunamazlar. Bu nedenle özellikle merada dolaşan hayvanlar için pek kullanılışlı değildirler. Ayrıca zaman içinde düşüp kaybolmaları olasılığı vardır. Bu nedenle bazı işletmelerde hayvanlara madeni numaranın yanı sıra tetovir de vurularak numaralama güvence altına alınmaktadır.
Kulağa takılan plastik numaralar madeni numaralara göre daha kullanılışlıdır. Bunlar yeteri kadar büyük olduklarından 4-5 metre uzaklıktan okunabilirler. Bunlarda da düşme olabilmektedir, ancak düşen numara kolayca fark edildiği için yerine hemen yenisi takılabilir.
Genel bir kural olarak, sığırların kulağına numara takılırken kulağın kan damarı olmayan kısımlarına takılması gerekir. Aksi halde kanama söz konusudur. Kulağın iç kısmına bakıldığında bu damarlar kolayca görülür. Kulağın içi alkollü pamuk ile silinirse damarlar çok daha belirginleşir.
- Soğuk damgalama: sığırlarda kalıcı ve okunması en kolay numaralama yöntemi soğuk damgalamadır. Soğuk damgalamanın temel amacı hayvana en az zarar ve rahatsızlık veren kalıcı bir tanıtıcı işaret meydana getirmektir. Bu işlem soğutucu olarak alkol + kuru buz veya sıvı azot kullanılarak yapılabilir. Soğuk damgalama için gerekli alet ve ekipmanlar şunlardır. 1- Soğutucu
2- Soğutucu için taşıma kabı
3- Yeterli kitlede ve yeterli yüzey genişliğine sahip bakır veya yüksek kaliteli bronz alaşımından yapılmış numaralama seti. Bir yaşlı veya bunun üzerindeki sığırlar için yaklaşık 10 cm uzunluğunda numaralar uygundur. 6-12 aylık hayvanlara yaklaşık 7.5 cm lik, 6 aylığa kadar danalara ise 5 cm lik numaralar önerilmektedir. Numaraların uygulanacak yüzeyleri yuvarlatılmış olması gerekmektedir.
4- Nitrojen ya da kuru buzun uygulayıcıya zarar vermemesi için elleri ve gözleri koruyacak nitelikte gözlük ve eldiven
5- Traş makinesi
6- Plastik alkol şişesi
7- Hayvanın zaptedilmesi sağlayacak bir sistem
8- Fırça ve gebre
11.9.4.1. Alkol + Kuru Buz Kullanarak Soğuk Damgalama Yapılması

Uygulama aşağıda anlatıldığı gibi yapılır.
A) Konteynır içine numaratörleri örtecek kadar alkol kurulur. Kuru buz parçaları ilave edilir. Bu işleme alkol sıcaklığı -79 0C oluncaya kadar devam edilir. Bu sıcaklığa ulaştıktan sonra temperatürün sabit kalabilmesi için ortalama sürekli olarak kuru buz parçalarının bulunması gerekir.
B) Dağlama demirleri dikkatlice solüsyonun içine batırılır. Numaratörlerin sıcaklığı ortam sıcaklığına yani 79 0C’ye ulaşıncaya kadar bir kaynama görülür. Kaynama durduğu anda numaratörler kullanımına hazırdır. Bu işlemler bittikten sonra iç sırası aşağıdaki gibidir.
a) Hayvan denetim altına alınır.
b) Uygulama yapılacak yer çok temiz bir şeklide traş edilir.
c) Buradaki artık kıllar uzaklaştırılır ve bu saha hala kirli ise alkolle silinerek temizlenir.
d) Numaratör basılmadan önce uygulama yeri alkolle iyice ıslatılır. Bu işlem her bir numara için tekrar edilir.
e) Uygulanacak numara konteynırdan çıkarılır. Ancak önceden kabın içine hafifçe silkilerek üzerindeki damlacıkların giderilmesi sağlanır. Numaratör, bütün yüzeyi deriye temas edecek biçimde bastırılır.
f) Uygulama zamanı et tipi ve süt tipi sığırlar için birbirinden farklıdır. Bunlardan değişik yaştaki hayvanlar için önerilen uygulama şöyledir.
YaşSüt Tipi IrklarEt Tipi Irklar1 aylığa kadar10 saniye15 saniye2-3 aylık15 saniye20 saniye4-8 aylık20 saniye25 saniye9-18 aylık25 saniye30 saniye18 aylıktan fazla30 saniye35 saniyeg) Beyaz renkli sığırlarda uygulama süresi yukarıda belirtilen değerlerin her birinden 10-15 sn. daha fazladır. Bu suretle o kısımdaki kılları meydana getiren foliküller harap olur ve bu kısımlar ileride çıplak kalacağından numaralama yapılmış olur. Kuru buz yönteminin avantajları:
1) Daha net bir numaralama sağlanır
2) Uygulama zamanının 2-5 saniye daha fazla olması durumunda bir zarar meydana gelmez
3) Numaranın okunabilir hale gelmesi için beyaz kılların çıkmasını beklemek gerekmez.
Kuru buz yönteminin dezavantajları:
1) Birçok yerde kuru buz elde etme imkanı yoktur.
2) -79 0C lik temperatürü tutturmak güçtür.
3) Soğutucu solüsyon ortamdan toz vs. ile kolayca kirleneceğinden bu duruma gelmiş bir solüsyonun etkinliğinin azalması söz konusudur.
4) Kullanımdan sonra numaratörün tekrar soğutulması için 60-90 sn kadar beklemek gerekir. Yani zaman alıcıdır.
5) Ayrıca numara uygulanmayacak sahanın çok iyi temizlenmesi de zaman alır.
11.9.4.2. Sıvı Azot Kullanarak Soğuk Damgalama Yapılması

Damgalama yapılacak yerdeki kılları kabaca traş ederek veya hiç traş etmeden yapılabilir.
Damgalama yapılacak yerdeki kılları kabaca traş ederek veya hiç traş etmeden yapılabilir.
11.9.4.2.1. Kabaca Traş Edilmiş Deriye Damga Yapılması

Bu amaçla ağız kısmı numaratörlerin grip çıkmasına elverişli büyüklükte bir konteynıra gereksinim vardır. Bu kabın içine numaratörleri örtecek miktarda sıvı azot konulur. Numaratörler dikkatlice ve yavaş yavaş kabın içine daldırılır. Ani daldırmalarda sıvı azot sıçramak suretiyle uygulayıcıya zarar verebileceğinden bu konuda çok dikkatli olmak gerekir. Kuru buz uygulamasında olduğu gibi burada da bir kaynama ve sonuçta kaynamanın durması söz konusudur. Kaynama durduğu anda numaratör kullanıma hazırdır.
İş sırası alkol + kuru buz yönteminde olduğu gibidir. Ancak bu yöntemde kıllar çok iyi biçimde değil kabaca traş edilir. Ancak bu yöntemde kıllar çok iyi biçimde değil kabaca traş edilir. Böylece kılların altındaki kirler ( yağlıtı ) uzaklaştırılmadığı için bir çeşit tampon görevi yaparlar ve derinin zarar görmesini önlerler.
Damgalamada derinin uygulama süresi farklı yaş ve tipteki sığırlar için farklıdır. Ülkemizde hernekadar et tipi sığırlar bulunmamakla birlikte bunlar için gerekli sürüler de aşağıda verilmiştir. Esasen uygulayıcılar değişik hayvan materyali üzerinde zamanla deneyim kazanarak en uygun süreyi kendileri de belirleyebilirler.
YaşSüt TipiEt Tipi1 aylığa kadar buzağılara5 sn10 sn2-5 aylık7 sn12 sn6-9 aylık10 sn15 sn10-12 aylık12 sn17 sn13-18 sn15 sn20 sn18 sn20 sn25 snBeyaz renkli hayvanlarda uygulama süresini yukarıda belirtilen değerlerden 15-20 saniye fazla tutmak gerekir.
Kılların kabaca kesildiği koşullarda sıvı azot kullanarak numaralamanın avantajları.
1) Birçok bölgede sıvı nitrojen bulmak kuru buz bulmaya nazaran daha kolaydır.
2) Kullanımı daha kolaydır.
3) Numaratörün soğuması için birkaç sn. yeterlidir.
4) Numaralamanın uygulanacağı alanı temizlemek için özel aletlere gereksinim göstermez.
5) Numaralar dağlamanın yapıldığı günden başlanarakokunabilir.
Dezavantajları;
1) Uygulama zamanının önerilenden fazla olması durumunda deride hasar meydana gelir.
2) Soğuk dağlama için ihtiyaç duyulan contanırlar pahalıdır.
3) Bazı bölgelerde sıvı nitrojen fiyatları yüksektir.
4) Sıvı nitrojen uygulayıcı için tehlikelidir.
11.9.4.2.2. Kılları temizlenmemiş deriye sıvı azot kullanarak numaralama yapılması

Kılların kabaca temizlendiği koşullarda sıvı nitrojenle yapılan dağlamanın hazırlık aşaması aynen uygulanır. Ancak kıllar hiç kesilmez. Daha sonra iş sırası şöyledir:
a) Numara vurulacak saha fırça ve gebre yardımı ile tımar edilir.
b) Numara vurulacak yer bol alkolle kıl diplerine ulaşacak kadar güzelce ıslatılır. Bu işlem her bir numaranın uygulandığında tekrar edilir.
c) Dağlama devri veya numaratör kılların kabaca temizlendiği koşullardakine nazaran daha uzun süreli ve daha kuvvetli olarak deriye bastırılır. Bundan amaç soğukluğun aradaki kıl örtüsünü geçerek deriye kadar ulaşması içindir.
d) Bu yöntem için önerilen uygulama süreleri aşağıdaki gibidir.
YaşZaman (süt tipi sığırlarda)1 aylığa kadarYapılması tavsiye edilmez2-3 aylık15 sn4-6 aylık20 sn7-12 aylık25 sn12 aylık30 sne) Beyaz renkli ırklarda uygulama süresi yukarıda bildirilenlerden 15-20 sn daha fazladır. Böylece numara vurulan yerlerden bir daha kıl çıkmaz ve numaralama gerçekleştirilmiş olur.
Kıllar kesilmeden nitrojen kullanarak numaralamanın;
Avantajları:
1) Numaralamadan önce kılların kesilmesi gerekmez.
2) Beyaz olarak çıkan kılların sayısı fazla olduğundan okuma kolaylığı artar.
3) Numaratörün gereğinden fazla süre uygulanması halinde bir önceki yöntemde ortaya çıkan sakıncalar daha hafiftir.
Dezavantajları:
1) Numaratörün deri üzerinde tutulma zamanı uzun olduğundan bir günde numaralandırılabilecek hayvan sayısı daha azdır.
2) Derin uygulamaya hazır hale getirilmesi için bir öncekine göre 2 kat fazla kullanmak gerekir.
3) Vurulan numaranın hemen olması mümkün değildir. Numaranın belirlemesi için 6-8 haftalık bir süre geçmesi gerekir.
4) Bir önceki yönteme göre daha yorucudur.
11.9.4.2.3. Soğuk Damgalama Uygulamasında Sonra Meydana Gelen Olaylar

  1. Deri donmuş ve damgalamanın yapıldığı biçimde ( formda ) zedelenmiştir.
  2. Deri, dağlamadan 2-3 dakika sonra çözülür ( ısınır ).
  3. Dağlamış bölge kırmızılaşmaya başlar ve ödem oluşur.
  4. Ödem, dağlama süresine bağlı olarak 24-48 saat kalır.
  5. Kırmızlık ve ödem çekildiğinde ( yok olduğunda ) numara vurulan alan, kuru bir görünüm alır.
  6. 3-4 hafta süre ile bir kabuk oluşumu kalır.
  7. Kabuk oluştuğu zaman, deri, üzerini kaplayan kıllardan dolayı kaybolur.
  8. 6-10 hafta sonra beyaz kıllar, kılların doğal oluşumu süresi içinde çıkar ve belirginleşir.

11.9.4.2.4. Genel Olarak Soğuk Damgalamanın Avantajları

  1. Daha az acı vericidir.
  2. Deri daha az zarar görür.
  3. Daha okunaklıdır.
  4. Kalıcıdır, düşüme kaybolma sakıncası yoktur.

11.10. Sürü Yönetimi

Bir süt sığırcılığı işletmesinin amacı mümkün olduğu kadar az girdi kullanarak en fazla üretim ve karı sağlamaktır. Alış ve satış fiyatlarını belirlemek gibi ticari işler dışında, bu amaca hizmet edecek uygulamalar sürü yönetimi olarak nitelendirilebilir.
Bir süt sığırı sürüsünden alınacak verim doğrudan döl verimi ile ilişkilidir. Bu nedenle işletmede döl verimini artırma çabaları öncelik alır. Döl verimini arttırmak için kızgınlığın iyi izlenmesi gerekir. Kızgınlığın yılda dağıldığı sürülerde bu bir zorunluluktur. Bu aşamada başarısızlık döl verimini doğrudan olumsuz etkiler. Kızgınlığın yılda dağıldığı sürülerde bu bir zorunluluktur. Bu aşamada başarısızlık döl verimini doğrudan olumsuz etkiler. Kızgınlık gösterenleri belirlemek amacıyla günde 2-3 kez yaklaşık yarım saat süreyle, sürüyü gözetlemek gerekir.
Doğumdan bunu izleyen gebeliğe kadar geçen süreye servis periyodu denir. Bu sürenin, yüksek gebelik oranı ve yaklaşık yılda bir doğum sağlayacak şekilde gerçekleşmesine çalışılmalıdır. Olaya bu açıdan bakıldığında örneğin 365 günde bir doğum için ineğin doğumunu izleyen 85. günde ( 365-280 ) gebe bırakılması arzulanır. Bilindiği üzere ineklerin gebe kalmaları için kızgınlık göstermeleri gerekir ve bu gebe kalmadıkları sürece ortalama 211 günde bir tekrarlanır. Ayrıca bir inek doğurur doğurmaz kızgınlık göstermez. Doğumdan sonra ilk kızgınlığın görülmesi 3-6 hafta içerisinde olur. Bu bilgiler ve inekler arasında, doğumdan ilk kızgınlığa kadar geçen süre ile, gebe kalma olasılığı ve ilk kızgınlık arası süre bakımından var olan farklılıklar dikkate alınarak, doğumu izleyen 45. günden sonra görülen kızgınlıklarda tohumlama önerilir. Bir başka ifade ile tohumlama doğumu izleyen ilk değil ikinci kızgınlıkta yapılmalıdır. Böylece sürüde iki doğum arası süreyi bir yıl civarında tutmak mümkündür. Şöyle ki; ineklerin tamamı 45. günde kızgınlık göstermezler. Ortalama süre 55 gün kabul edilebilir. Eğer bu gebelik için 1.7 tohumlama gerekiyorsa; bu, servis periyodunun ( 21 x 0.7 ) 15 gün uzaması demektir. Böylece servis periyodu 70 güne ulaşmış olur. Bu değer 280 gün olan gebelik süresi eklendiğinde de iki doğum arası sürenin 350 gün olacağı kolayca hesaplanabilir.
Gebe kalan inek gebeliğinin yaklaşık son 1.5-2 ayında sağılmamalıdır. Kuruda kalma dönemi olarak bilinen bu sürenin uzaması, hayvanın geç gebe kalmış olmasından kaynaklanmıyorsa, o laktasyon süt verimini azaltır. Eğer kuruda kalma süresi önerilenden kısa, yani kuruya çıkarma tarihi ile doğurma tarihi arasındaki süre 45-60 günden az ise onu takip eden dönemde süt verimi düşer.
Sürü yönetiminde üzerinde önemle durulması gereken bir iş de önceki bölümlerde açıklanan sağımdır. Sağım konusunda önem verilmesi gereken uygulamaları; sağımlar arası sürülerin birbirine yakın olması, sağım esnasında ineklerin huzursuz edecek hareketlerden kaçınılması, sağımcılar, sağım makinesi, süt kapları ve sağım yerinin temizliğinin sağlanmasıdır.
Sürüde yeni doğanların bakımı da oldukça önemlidir. Numaralama, boynuz köreltme ve yeme alıştırma bu tip işler arasında sayılabilir.
Boynuz köreltme, hayvanların kolay idare edilebilmelerini sağlamak amacıyla, kimyasal veya fiziksel yollardan boynuzların büyümesini sağlayan dokunun öldürülmesidir.
Daha önce kısaca değinilen numaralamada seçilecek yöntemin bir takım özellikleri olsun istenir. Bunlar kolay uygulanma, kolay okuma, kalıcı olma ve hayvana zarar vermeme biçiminde sıralanabilirler.
Özellikle meraya çıkarılmayan hayvanlarda tırnaklar uzar ve bu uzama zamanla çeşitli sorunlara yol açar. Bu sorunlardan en önemlileri yürüme güçlüğü, iskelet bozukluğu, tırnaklarda meydana gelen çatlakların hastalık etmenleri için uygun bir giriş oluşturması ve erkek hayvanlarda aşım güçlüğüdür. Bunlara meydan vermemek için hayvanların tırnakları sık sık gözden geçirilmeli ve hiç olmazsa altı ayda bir tırnak kesimi ve bakımı yapılmalıdır. Tırnak kesiminde, hayvanın insanlara ve kendine zarar vermeyecek şekilde zaptedilmesi ve kesimin tırnağın normal şekline ve yumuşak dokusuna zarar vermeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir.
Özellikle kapalı bağlı ahırlarda tutulan hayvanlar aşırı kirlenirler. Ayrıca yemleme sırasında oluşan tozlar derideki gözenekleri kapatır. Deride gübre nedeniyle meydana gelecek kirlenmeyi azaltmak için kirlenmenin yoğun olduğu arka kısım ve kuyruk kırkılabilir. Buna rağmen oluşan kirin ve tozların hayvan üzerinden atılması için zaman zaman tımar yapılır. Tımarda birkaç demir tarağın değişik formlarda bir araya getirilmesiyle elde edilen kaşağı, fırça ve kıldan örülmüş eldiveni andıran gebelerden yararlanılır. Yalnız tımar işleminin sağımdan en az bir saat önce bitirilmesi istenir. Aksinde tımarla ahır ortamına karışan toz zerrecikleri sağım sırasında sütün kirlenmesine yol açabilir.
Bir süt sığırcılığı işletmecisi, özellikle kaba yem stokunu bozulmadan tutabilmeli, çevreye zarar veremeyecek bir alanda ve formda toplanan gübreden en etkili şekilde yararlanmalıdır.
düve yemi hazırlamada yalama taşının önemi – duve-yemi-hazirlamada-yalama-tasinin-onemi

glusep fiyat – glusep-fiyat

tetovir baskı – tetovir-baski

büyükbaş montofon sığırlarda bacak iltihaplanması – buyukbas-montofon-sigirlarda-bacak-iltihaplanmasi

bir sığır işletmesinde boğa seçimi yönünden seleksiyon – bir-sigir-isletmesinde-boga-secimi-yonunden-seleksiyon

inekte kalıtsal hastalıklar – inekte-kalitsal-hastaliklar

düve nasıl seçilir – duve-nasil-secilir

montofon ırkı inek neden ıkız dogurur – montofon-irki-inek-neden-ikiz-dogurur

temızlık ve düvelerin satış galerisi – temizlik-ve-duvelerin-satis-galerisi

büyükbaş hayvan besiciliğinde devlet desteği – buyukbas-hayvan-besiciliginde-devlet-destegi

anlatımlı hayvan resimleri – anlatimli-hayvan-resimleri

yerli montofon inegi resimleri ve yüksek süt verim süresi – yerli-montofon-inegi-resimleri-ve-yuksek-sut-verim-suresi

çiftlik gübresi depolama – ciftlik-gubresi-depolama

süt hayvancılığı nasıl yapılır – sut-hayvanciligi-nasil-yapilir